VETERİNER HEKİMİNİZ ŞEYLA HANIM ANLATIYOR: KEDİNİZİN HASTA OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?

13 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Uzmanlarımıza Sorun


 
Veteriner hekimizini ziyaret etmeden önce, kedinizin aşağıda listelenen değişiklikleri gösterip gostermediğini kendiniz kontrol  edebilirsiniz. Kediniz belki ortam değişikliğinden dolayı mutsuz olmuş veya basit bir enfeksiyon kapmış olabilir. Fakat davranışları ile duruşu, iştahın artıp azalması her zamanda ciddi bir hastalık belirtisi de olabilir.
Kedinizi incelemeye başlarken daha bir iki gün önce gösterdiği davranışları hatırlamaya çalışın. Hastalık öncesi alacağınız notlar hekiminizin teşhis ve tedavi sürecini kısaltacaktır.

 

Cevap Bulmanız Gereken Sorular Nelerdir?

-Yakın bir zamanda kediniz kayboldu mu? Bu süre zarfında bir kaza geçirmiş olabilir mi? Açık yarası var mı?
-En son ne zaman yemek yedi? Eğer yemek yemek istiyor fakat yemiyorsa, ağzında bir problem olmuş olabilir.
-Su içme miktarında  bir artış var mı?
-Kediniz en son ne zaman tuvalet ve idrarını yaptı?
-Tuvalet yapmakta zorlanıyorsa kabızlık yada idrar problemi olabilir.
-Kilo kaybı var mı?
-Kediniz kusuyor mu? Kusmugunda kedi yumağı mı yoksa yediği yemek mi var?
 

Fiziksel gözlem:
 

kedi1Kedinizi fiziksel olarak gözlemleyin. Bir sorunu varsa dış görüntüsünden anlıyabilirsiniz.
Normal oturup oturmadığını gözlenleyin. Yürürken halsiz ve bitkin mi?
Otururken kambur bir pozisyon alıyorsa bu bir ağrısı oldugunu gösterir.
 
NEFES ALMA:
 
Normal nefes sayısı kedilerde 25-30 dur. Daha hızlı solunum alıp verme varsa, bu solunum yolu problemi olabilir. Ancak sıcak havalarda ve efor sonrasında kedinizin sık sık nefes aldıgını unutmayın.
 
GÖZLER, KULAKLAR VE BURUN:
 
-Gözün saydam kısmında,  korneada çizilme, göz bebeğınde büyüme, gözde irinli akıntı olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Üst solunum yolu ile seyreden viral hastalıklarda burun akıntısıyla beraber gözde etkilenen bir organdır.
-Kulaklar kirli mi? Sürekli bir kaşıntı var mı? Kaşıntının şiddeti bazen kanamalara da neden olabilir. Genelde uyuz bazende mantar kulak cevresinde ve kulak üzerinde tüy kaybıyla beraber bazı belirtiler gosterir.
-Dış kulak veya orta kulak iltahapları kedinizin başını o yana doğru yatırmasına sebep olur.
Kedinizin ağzından salya akıyorsa, diş eti yangısı veya çürük bir diş en basit sebep olabilir.
-Yediği bir kemik veya oyun oynarken dikiş iğnesi yutmuşta olabilir. Nefesini koklayarak kokunun olup olmadıgını kontrol edebilirsiniz.
 
HAREKET:
 
Kedinizi hareket ettirerek gözlemleyin. Bacaklarında oluşan bir kırık yürümesini engelleyebilir.  Kediniz bu durumda topallayabilir veya ayağını yukarı kaldırarak basmaya çekinebilir.
Sindirim sisteminde bulunan yabancı bir madde, aşırı gergin idrar kesesi, yürürken ağrıya neden olacağından, harekette isteksiz olabilir.
 
DERİ, KARIN BÖLGESİ VE TÜM VÜCUT:
 
Ellerinizi kedinizin üzerınde gezdirerek:
Vücudunda bir şişlik var mı bakın? Bu şişlik apse, kist veya bir yağ bezesi olabilir.
Bölgesel olarak tüy kaybı veya tüylerinde kırılma oluşmuş mu? Aşırı bir kaşıntı deri hastalıklarını gösterir. Uyuz mantar, pire alerjisi veya gıda alerjisi olabilir.
Tüylerine yapışmış boya maddesi var mı? Patilerinin altındaki yanık, kirece veya zifte bastığını anlamanızı sağlar.
Kedinizin göbeği şiş mi? Peritonit, gebelik ihtimali, sindirim sisteminde gaz, kabızlık veya karaciğer hastalığını işaret ediyor olabilir.
 
EN SON ADIM:
 
kedi2Kedinize bütün bu işlemleri yaptıktan sonra hala bir problem gözleyebiliyorsanız; her şeyin iyi olabilme ihtimaline karşı bir gün daha beklemeye değer.
Kedinizin tuvalet kabını bu arada sık sık kontrol edin ve ihtiyacını nasıl yaptıgını uzaktan takip edin.
Sizin verdiklerinizin dışında başka bir şey yemediğine emin olmalısınız.
Bunları uyguladıktan sonra hala  kediniz için endişelenmeniz devam ediyorsa, mutlaka  veteriner hekiminize danışınız.
Kediler, diğer hayvanlar ve  insanlarda kullanılan ilaçlara, özellikle ağrı kesicilere karşı hassastırlar.Veteriner hekiminizin tavsiyesi olmadan kedinize ilaç kullanmayınız.

TÜRKİYE’Yİ AĞAÇLANDIRALIM

12 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Güncel, Manşet

 

Aşağıdaki okuyacağınız yazı Ziraat Mühendisi Çetin

TORAMAN tarafından gönderilmiştir. Ben de yazıyı

yayınlayarak siz Modern Kadınlara duyurmak istedim.

Dünyaya 10 yılda bir çok yağmur yağıyormuş.

 

Bu yıl (2010) bu 10 yıllık periyottaymışız.

 

 meyve çekirdekleriBu nedenle  yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, erik vb.

meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe

atmayın ve herhangi bir yerde

toprağın 10  cm altına gömün.

Üzerine de bir bardak su dökün.

Dikilen bu meyvelerin en az yarısı

yeşerip ağaç olurmuş.

Ekonomik yoldan  ülkemizi 

yeşillendirmek için 

dikebildiğimiz kadar meyve çekirdeği   gömelim.

En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe

atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir

servet…

Bu uygulamayı TEMA da yaptı, teşvik de etmektedir.

Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve

gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile

bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

SUNA DUMANKAYA’DAN 30 YAŞ ÜZERİ CİLT BAKIMI

12 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Cilt Bakımı, Güzellik, Manşet

Yaş otuzlara geldiğinde, cilt bakımı daha da bir önem kazanır. Çünkü, bu yaşlarda yapacağınız cilt bakımı, ileride cildinizin sarkmasını ve fazla kırışmasını önleyecek, en azından yavaşlatacaktır.

Suna Dumankaya ‘nın 30′ lu yaşlarda uygulanmasını önerdiği tarifimize geçelim.

cilt bakımıGEREKLİ MALZEMELER:

 

 * 1 çorba kaşığı yoğurt
* 1tatlı kaşığı yaş maya

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :

Maya, yoğurdun içinde eritilip krem haline getilir. Göz ve dudak çevresi dahil olmak üzere, dekolte ve yüze maske sürülür. 30 dakika sonra ovalayarak çıkarılır. Haftada 3 kez uygulanabilecek bu maske, ciltteki sarkmaları ve yaşlanmayı önleyici özelliğe sahip.

 

 

YAŞA GÖRE EGZERSİZ

12 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Diyet & Spor, Manşet, Plates

  
Her yaşta sağlıklı, zinde ve düzgün bir vücuda sahip olmak için erken yaşlarda düzenli olarak spor yapmak gerekir. Gençken hiç spor yapmadıysanız bile üzülmeyin. Çünkü her yaşa uygun bir spor vardır. Geç kalmış sayılmazsınız.
  
Yoga, pilates, kardiovasküler egzersizlerden bazıları (yüzme, yürüyüş gibi) her yaşta yapılabilir. Yoga ve pilates kaslarımızı güçlendirip, esnek bir vücuda sahip olmamızı sağlar. Esneklik, özellikle ilerleyen yaşlarda daha rahat hareket edebilmek ve sakatlanmalardan korunmak bakımından önemlidir.
  
Kardiovasküler (kısaca:Kardio)egzersizler akciğerlerimizin kapasitesini artırıp, daha çok oksijen almamızı sağlar. Aynı zamanda da kalp kapasitemizi yükselterek sağlığımıza en büyük katkıyı sağlarlar.
Spor yapmanın yaşı yoktur. Hangi yaşta olursa olsun düzenli spor yapan insanlar hayata daha pozitif bakar. Spor yapıyorsak enerjimiz yükselir, sağlıklı kaslara, düzgün çalışan bir metabolizmaya, genç bir kalbe ve fit bir vücuda sahip oluruz.
 

20 ‘Lİ YAŞLAR

 
20'li yaş için egzersizBu yaşlarda vücut sağlıklı ve formdadır. Metabolizma hızı yüksek, kemik yoğunluğu zirvededir. Esneklik ve VO2(vücudun egzersiz sırasında kullandığı oksijen oranı) en üst seviyededir.
Bu yaşlarda yapılan doğru ve yoğun egzersizler, alınan kalsiyum miktarı ilerki yaşlar için sağlam bir vücudun garantisidir.
Egzersizlere başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapılmalıdır. Kas ağrıları yaşamak istemiyorsanız, egzersiz sonrası esneme hareketlerini de unutmayın.
 

20′Lİ YAŞLAR İÇİN DOĞRU EGZERSİZ PROGRAMI

 
*Haftada 3 kere, aynı günde hem kardio hem de ağırlık çalışması (30dk ağırlık , 20dk kardio)
*Düz bir zeminde uzanarak ağırlık çalışmak. Üst kol ve göğüs bölgesini çalıştıracak hareketler yapabilirsiniz. Bunun için aynı hareketleri dönüşümlü olarak 15′er kez tekrarlayabilirsiniz 
*Aralıklı olarak koşu bandı, bisiklet sürmek ve paten kaymak ve bu çalışmalardan biriyle birlikte 20 dakika ağırlık kaldırmak (Yani, bir hafta koşu bandına çıktıysanız sonraki hafta bisiklet ya da paten çalışmalısınız )

Şunlara dikkat!!!

 
Aşırı kardio çalışmaları kas yoğunluğunu azaltabilir. Bu kayıplar hem  kuvvetin azalmasına hem de metabolizmanın zayıflamasına neden olur. Dengeyi sağlamak için 30dk ağırlık çalıştıktan sonra 20dk kardio çalışması yapın.
İlerleyen yaşlarda oluşacak kas kayıplarının önüne geçmek için ağırlık çalışmaları ile kasları güçlendirmek doğru. Ancak kaslarımız aynı hareketleri yapmaktan kolayca sıkılırlar. Bu yüzden istediğimiz sonucu alamayabiliriz. Ağırlık çalışırken, yaptığımız hareketleri dönüşümlü olarak yapmak ve ağırlığı artırıp tempoyu azaltmak doğru bir seçim olabilir.
 

30′LU YAŞLAR

 
30'lu yaş için egzersizVücudumuzun zindeliği 30′lu yaşlarda azalmaya başlıyor. Kemiklerin eklem yerlerindeki kıkırdaklarda aşınmalar ve yırtılmalar olabiliyor. Esneklik ve metabolizm hızı da %5 azalıyor doğal olarak. Bu sebeplerden dolayı 20′li yaşlardan daha fazla çalışmak gerekiyor. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken vücudun kas yoğunluğunu korumak ve kas geliştirici çalışmalar yapmak.
 

30′LU YAŞLAR İÇİN DOĞRU EGZERSİZ PROGRAMI

 
*Haftada 3 kere aynı günde hem kardio hem de ağırlık çalışması(30dk ağırlık,20dk kardio)
*Dayanıklılık çalışmaları(30dk). Kollarınızı ileri uzatın. Sol bacağınızla ileri doğru hamle yapın. Ardından vücudunuzu sol kolunuzla birlikte bükün.Vücudunuz gergin olmalı ve omurganızı da dahil etmelisiniz. Sadece kolları yana doğru çevirmenin hiç bir etkisi olmaz. Hareketi sağ ve sol kolla 15′er kez tekrarlayın. Bununla birlikte bacak kaslarını geliştirecek  egzersizler.
*Haftada 3gün(en az 2 gün)  40 dakika pilates
 

Şunlara dikkat!!!

 
İleriki yıllarda bacaklarda meydana gelecek deformasyonları (tutulma, kramp gibi ) önlemek için bacak kaslarını güçlendirmek gereklidir.
Bu yaşlarda yapılan egzersizlerde esas olan, kas yoğunluğunu koruyup kayıpların önüne geçmektir. Bunun için ağırlıkları artırmak gerekir
Egzersizlerden önce mutlaka ısınmalı ,sonrasında da esneme hareketleriyle kasları rahatlatmalıyız.
 

40′LI YAŞLAR

 
Bu yaşlarda osteoporoz riski artarken, menopoz yaklaştığı için kemiklerde bozulmalar da kendini gösteriyor. Hafif ağırlık egzersizleri, koşular, birlikte yapılan koşu ve ağırlık çalışmaları, yüzme, yoga, pilates  rahatlıkla yapabileceğiniz sporlardır.
 

40′LI YAŞLAR İÇİN DOĞRU EGZERSİZ PROGRAMI

 
*Hafta içinde aralıklı olarak, 2 gün dayanıklılık, 2 gün kardio egzersizleri
*45 dakika cardio (yüzme,koşu,bisiklet olabilir)
*30 dakika dayanıklılık egzersizleri (pilates, yoga ya da istediğiniz dayanıklılık egzersizlerinden)
 

Şunlara dikkat!!!

 
Bu yaşlarda  genellikle esneklik azalır. Bu nedenle yaralanmalar ve sakatlıklarla karşılaşılabilir. Fazla zorlamak ağrı ve sızılara neden olabilir.
Egzersiz çalışmaları uzun süreli, tempolu olmalıdır. Süre olarak 30 ila 45 dakika arası uygundur. Kısa sürede yapılan yorucu çalışmalardan uzak durulmalıdır.

SAÇLARINIZA BAKIM YAPMANIN ZAMANI GELDİ!!!

12 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Güzellik, Manşet, Saç Bakımı

Kıştan ilkbahara geçerken yıpranmış saçlarımızdan kurtulmak, saçımızın rengi ve modeli ile ilgili bir takım değişiklikler yapmak isteriz. Hangi model ve renk saçı daha dolgun gösterir, saçı mat görünümünden kurtarmak için neler yapmak gerekir? Bu sorularımız için AYS KUAFÖR’ün ortaklarından Yalçın Akbaba’dan bilgi aldık.

saç bakımıEVDE UYGULANABİLECEK BAKIMLARDAN VE PROFESYONEL OLARAK SAÇI BAHARA  HAZIRLAMANIN YOLLARINDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

Saçın hangi bakıma ihtiyacı olduğunu ve nasıl uygulama yapılacağını bilmek gerekir. Evde bakım yapmak hem zahmetlidir hem de yoğun tempoda çalışan kadınlar için zaman açısından sorun olabilir. Evde yapılacak en doğru bakım, temiz saça uygulanabilen, durulama gerektirmeyen bakımlardır.

NORMAL SAÇA GÖRE BOYALI SAÇA DAHA FAZLA BAKIM YAPMAK VE ÖZEN GÖSTERMEK GEREKİYOR. BOYALI SAÇA NE SIKLIKTA BAKIM YAPILMALI, NE TARZ ÜRÜNLER KULLANILMALI?

Boya yapılmamış, hiçbir işlem görmemiş saçın bile bakıma ve neme ihtiyacı vardır. Boyalı saçlar ise normal saçlara göre biraz daha fazla ilgi ister. Normal saçlarda iki haftada bir, boyalı ve işlem görmüş saçlarda ise haftada bir bakım yapılmalı ve profesyonel ürünler kullanılmalıdır. Sıkça rastladığımız bir diğer problem de işlem görmüş saçlarda kuruluk ve nem kaybı. Bunu önlemenin yolu ise nem veren şampuan, bakım ürünleri kullanmak ve saçı çok iyi durulamaktır.

YAŞAM KOŞULLARI, BESLENME ALIŞKANLIKLARI SAÇ SAĞLIĞINI NASIL ETKİLİYOR?

Sağlıklı beslenmenin güzelliği ve canlılığı saça da yansır. Hemen hemen tüm sağlık problemlerinin birincil nedeni olan stres, saç sağlığını da etkiliyor. Sağlıklı beslenme, stresle başa çıkabilme ve bakım için doğru ürün kullanımı sağlıklı saçlara sahip olmak için gerekli etkenler. Tabii genetik özellikleri de unutmamak gerek.

SAÇLAR NEDEN MAT GÖRÜNÜR? BUNU ÖNLEMEK İÇİN NE TAVSİYE EDERSİNİZ?

Saçlar kuruysa kesinlikle mat gözükür, canlı ve sağlıklı bir saçın mat görünmesi mümkün değildir. Boyalı saçın cansız gözükmesi de saçın tamamen kuru ve yıpranmış olmasına bağlıdır. Saçların nem oranının korunması gerekir. Sağlıklı saçlar daima canlı ve parlak görünür.

PEK ÇOK KADIN İNCE TELLİ VE HACİMSİZ SAÇLARA SAHİP OLMAKTAN MUZDARİP. SAÇIN DOLGUN GÖRÜNMESİ İÇİN NASIL UYGULAMALAR YAPILMALI?

İnce telli saçların kesimi, renklendirilmesi diğer saç tiplerine göre çok daha zordur. Biz ince telli saçlarda saçın yoğunluğuna göre katlı kesimli modelleri tavsiye ediyoruz. Saçta doğru rengi bulup doğru kesimi uygulayarak saçı olduğundan çok daha dolgun gösterebilir ve çok daha kolay şekillendirebilirsiniz. Daha dolgun bir görünüm için saça hacim kazandıran bakım ürünlerinin kullanılması, saç renginin belirlenmesinde ise saç tipi kadar ten rengi, göz rengi gibi özelliklerin göz önünde bulundurulması gerekir.

2010 PODYUMLARININ DİKKAT ÇEKİCİ MAKYAJ TRENDLERİ

10 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Güzellik, Makyaj, Manşet, Trend

BU SEZON DA PODYUMLAR YEPYENİ TRENDLERE

SAHNE OLDU. İŞTE SİZLER İÇİN PODYUMLARDAN

DERLEDİĞİMİZ 5 MAKYAJ TRENDİ

                                                                                                             TREND 1: KUYRUKLU ÇİZGİ

eyeliner50′li yıllara damgasını vuran kuyruklu göz makyajı bu sezon yine başrolde! Eyeliner ya da göz kalemiyle kusursuz biçimde çerçevelenen gözler, takma kirpiklerin etkisiyle daha büyük ve etkileyici bir görünüme kavuşuyor.

ÖNERİ: Üst kirpik diplerinize eyeliner yada ucu inceltilmiş göz kalemiyle dıştan iç uçlara doğru çizgi çekin. Kusursuz bir görünüm için çizginin tamamını çizmek yerine kuyruk çizgisini sonradan ekleyin.

Maybelline New York, Define-A-Line Liquid Eyeliner deneyin.

 

TREND 2: KUSURSUZ TEN

fondötenBu sezon çarpıcı ve gösterişli tarzlar kusursuz görünen ciltlerle birleşiyor. Bronz tenler yerini bebeksi, porselen gibi görünen bembeyaz tenlere bırakıyor. Olabildiğince beyaz ve boyasız, son derece temiz ve doğal görünümler dikkat çekiyor.Siz de kusursuz görünmek için sorunlu bölgelere kapatıcı uyguladıktan sonra tüm yüzünüze eşit biçimde fondöteninizi yayın.

Loreal Paris, Accord Parfait, likit fondöteni deneyebilirsiniz.

 

                                                                                                                      TREND 3: BEJ

bej farBej, bu sezon dudak ve göz makyajında çok moda. Siz de bej tonlarını denemek istiyorsanız, kapatıcı uyguladıktan sonra ışıltılı bir ruj ya da dudak parlatıcınızı dudaklarınıza sürün. Karamel, bej ve macunsu renklerle gözler hafifçe çerçeveleniyor ve bej göz kalemi ya da eyeliner’la makyaj tanımlanıyor.

Estee Lauder, Signature Eyeshadow dörtlü farı deneyebilirsiniz.

 

                                                                                       TREND 4: PEMBE YANAKLAR

pembe allıkÇoğu markada karşımıza çıkan pembe yanaklar, kusursuz ten görünümleriyle birleşerek sezona damgasını vuruyor. Sağlıklı görünen pembe yanaklar için allığınızı elmacık kemiklerinizin üzerine uygulayın. Adeta gözaltlarınıza değecek kadar allığınızı sürmeye devam edin. Utanınca kızarmış görünen yanaklar için makyajınızı mümkün olduğunca az yapın, dudaklarınıza pembe parlatıcı sürün ve kirpiklerinize kahverengi maskara uygulayın.

Shiseido, Accentuating Powder Blush In Playful Pink veya Rosy Beige allıkları deneyebilirsiniz.

 

TREND 5: PARLAK VURGULAR

pigment farÇılgın renkleri dikkat çekici gölgelerle birleştirmek bu sezon makyaj artistlerinde takıntı halini almış. Dior’da turuncu ve sarı, Marc Jacobs’ta mor farlar ışığa göre renk değiştiren lakelenmiş parlak göz farlarıyla birleşiyor. Gecelerin dikkat çekici ve en güzel bayanı olmayı seviyorsanız, bu trendi mutlaka deneyin. Parlak vurgulu gözler için ışıltılı pigment farları kullanın.Pigment farın iyice yapışması için öncelikle göz kapaklarına biraz vazelin sürün. Pigment farı sürün ve üst kirpik diplerinize ışıltılı bir eyeliner çekin.

Inglot, Pure Pigment Eyeshadow Farlarını deneyebilirsiniz.

ELF İNDİRİMİ

10 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Güzellik, Makyaj

elf indirimi

                                                                                                           ELF’DEN İSTEDİĞİM ÜRÜNLER 5 GÜNDE GELDİ

FAKAT BEN YAZAMADIM. STUDİO VE MİNERAL

SERİSİNDEN İSTEDİKLERİM ÇOK GÜZEL, FAKAT DİĞER

SERİYİ PEK BEĞENMEDİM. GERÇİ BU FİYATA BU KALİTE

DİYE DÜŞÜNDÜM. STUDİO SERİSİ EN İYİSİ, BANA

İNDİRİM KODU GELDİ. ELF DEN ALIŞVERİŞ YAPMAK

İSTEYENLERE TAVSİYE EDERİM. STUDİO SERİSİNDEN

15 £ VE ÜZERİ ALIŞVERİŞLERDE BU KODLA YÜZDE 20

İNDİRİM ALABİLİRSİNİZ. İYİ ALIŞVERİŞLER!!!

DOĞRU MAKYAJ FIRÇALARINA SAHİP MİSİNİZ?

09 Şubat 2010 Yazan Author  
Kategori Güzellik, Makyaj, Manşet

makyaj fırçaları

 

Makyaj yapmak gerçekten resim yapmaya benziyor. Resimde olduğu gibi, makyajda da renkler ve fırçalar en önemli malzemeler. Doğru aleti kullanmayan bir usta istediği formu yakalamakta nasıl zorlanıyorsa;  doğru fırçaları kullanmadığımız zaman bizler de makyaj yaparken  baya bir  zorlanırız.

 

Makyajın yüze iyi oturması ve yüzdeki ışığı yansıtabilmesi için kullanıldığımız fırçaların öncelikle kaliteli olması gerekli.

 

Her fırçanın ise makyajdaki yeri farklıdır. Yüzdeki ve gözlerdeki tepeler ve çukurluklar değişik fırçalar yardımı ile gölgelenir veya ortaya çıkarılır.

 

  • Uzun ve ince fırçalar göz makyajında kullanılan fırçalardır. pudra fırçası

 

  • Yüz içinse daha kalın ve kısa fırçalar kullanılır. Açılı fırçalar yanaklara vurgu yapmaya ve elmacık kemiklerini belirginleştirmede tercih ediliyor. Açısız ve kabarık olanlar daha çok pudra uygularken veya yanakların tam ortasına hafif bir renk vermek için genelde tercih ediliyor.

 

  • Sık fırçalar allık ve pudrayı daha yoğun gösterirken, seyrek fırçalarsa dağıtmada kullanılır.

 

  • Fırça seçerken, alacağınız fırçanın gerçek kıllardan oluşmasına dikkat edin.

VETERİNER HEKİMİMİZ ŞEYLA HANIM’DAN YORKSHIRE TERRIER’İNİN BESLENMESİ HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

08 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Güncel, Manşet, Uzmanlarımıza Sorun

Yorkshire Terrier’inize ödül olarak veya rahatlıkla ekstra olarak verebileceğiniz gıdalar:

  yorkshire terrier                                 Peynir:

Peynir insanlar kadar köpekler için de besleyici bir gıdadır. Bu nedenle köpekler için hazırlanmış mamalarda ve ödül bisküvilerde peynire yer verilir. Peynir, A vitamini ve kalsiyum sağladığı gibi çok iyi kalitede protein içerir. Tuz içerdikleri için peynirinizi köpeğinizle beraber paylaşmayınız. Köpekler peynirin tadını çok sever. ”Tercih Ettiğimiz Peynirler” çok fazla yağ içerir. Ancak tuzsuz peynirin bir zararı yoktur.

Bira mayası:

Bira mayası B vitamini ve temel amino asit içeriklidir. Özünde mineraller bulunur. B1 vitamini sinir sistemine çok faydalıdır. B6 vitamini ise kan hücrelerinin oluşmasını destekler. B12 vitamini gelişme ve metabolizmada bulunan yağları ve proteinleri sağlar. Köpeğiniz için özel olarak üretilmiş ve ödül olarak da kullanabileceğiniz ”Bira Mayalı Tabletleri” kullanabilirsiniz. Bunları kutunun üzerinde yazan miktarlarda günlük olarak verebilirsiniz. Aynı zamanda bu ürünleri”Ödül Tableti” olarakta kullanabilirsiniz.

 Yoğurt:

Yoğurdun içinde sindirim sistemine yararlı olan bakteriler mevcuttur. Bakteriler bu kötü mantar ve mikropların üremesine engel olarak vücudu toksinlerden arındırır. Yoğurdun bir faydası da tıpkı insanlarda olduğu gibi Yorkshire Terrier’iniz ne olduğundan emin olmadığınız bir madde yediğinde, zehirlenmeye karşı “İlk Yardım” olarak kullanılabilecek en etkili gıdadır. Mide enfeksiyonlarından korur. Sindirim sisteminde yararlı bakteri ve mayaların üremesi içinde uygun bir ortam sağlayacaktır. Yoğurt, Yorkshire Terrier’inizin beslenme hayatının her evresinde kullanılması gereken ideal bir gıdadır. Yorkshire Terrier’inize verdiğiniz yoğurt taze, ne çok soğuk, ne de çok sıcak olmalı ve suyundan verilmemelidir. Verilecek miktarın günde 1 çorba kaşığı olması tavsiye edilir.

Yaşlı Yorkshire Terrier’lerde Beslenme:

yorkshire terrier1Düzenli ve dengeli bir beslenme tüm Canlılarda olduğu gibi köpekler içinde çok önemlidir. Köpeğinizin artık genç olmadıgını, daha az hareket ettiğini ve daha az kalori harcayacağını göz önünde bulundurmalısınız. Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücutta kas dokuda azalma ve yağ dokuda artış olur. Aktivitesi Azalan Köpeklerde mama miktarını ayarlayarak, aşırı şişmanlama önlenmelidir. Aksi halde aynı insanlarda olduğu gibi Yaşlılık nedeni ile hareketi Azalan metabolizmada kilo nedeniyle aşırı bir yük ve baskısı sonucu”Fonksiyonel Bozukluklar”ın oluşumu kaçınılmazdır. Enerji kaynağı olan karbonhidratların gıdasında yeterli düzeyde olmasına özen gösterilmelidir. Kolay sindirilebilen Lifli gıdaları tercih etmek, yetersiz hareket gibi bir nedenle gelişen bağırsak tembelleşmesinden Oluşan kabızlığın önlenmesine faydalı olur.

Yaşlanma ile birlikte böbrek fonksiyonlarında yavaşlama olacaktır. Köpeğinizin gıdasındaki protein oranının düşük olması yararlı olacaktır. Vitaminler normal vücut Metabolizması için gerekli olup vücutta üretilemezler ancak gıda ile alınır. Köpeğinizin yaşı ve günlük ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, yağ ve protein oranı azaltilmis, gerekli vitamin ve mineral dengesi sağlanmış “KÖPEK MAMASI” ibaresi bulunan özel mamalar, ideal gıda olacaktır.

 

Yaşlı bir köpeğin beslenmesinde dikkat etmeniz gereken ana konuları şöyle sıralayabiliriz …

* Mama gramajını tavsiye edilen miktarda azaltmak ve Mümkünse bu ölçüyü günde iki öğüne bölerek vermek
* Sindirilebilirliği yüksek, protein ve yağ oranı düşük gıdaları yani özel mama tercih etmek
* Temiz ve yeterli suyu sürekli bulundurmak
* Veteriner Hekim önerisi ile gerekli mineral ve vitamin takviyesi yapmak.
Ev yemeklerinde gerekli oran ve dengeleri sağlamak oldukça güçtür.

Yorkshire Terrier’nize ASLA yedirmemeniz gereken gıdalar:

1. Çikolata: 100 gr ve fazlası onu ölüme götürür.

Zaman zaman köpeğimize bir parça çikolatadan ne çıkabilir ki düşüncesi ile ona bir parça vermekten kendimizi alıkoyamayız. Çikolata da”Teobromin”maddesi bulunur.Teobromin ve kafeinin her birinin öldürücü dozu 100-200 mg / kg ‘dır. Ama ağır zehirlenmeler ve yaşamı tehdit eden klinik belirtiler bu dozların altında da görülebilir.

Amerika Birleşik Devletleri Hayvan Zehir Kontrol merkezinin (APCC) verilerine göre, 20 mg / teobromin kas kg alanlarda orta dereceli klinik belirtiler kas spazmları, çekilmeleri, titremeler, felçler, bilinç kaybı, taşikardi görülmektedir . Metilksantinler plasentayı geçerek anne karnındaki yavruyu da etkiler. Ayrıca süte de geçtiklerinden henüz süt emen yavrular da bundan etkilenirler.

Ilk belirtiler genelde yedikten sonra kusma ve ishal ile başlar. Uzun vadede bu midenin hazımsızlığına bağlı olarak ülser belirtileri göstermeye başlar. Eğer fazla miktarda çikolata tükettiyse thebromine kana karışır ve sinirsel bozukluklar ve kalp krizine çevirir. Ağır vakalarda komaya girer ve ani ölümle noktalanır.Ölen hayvanlarda yapılan otopsilerde, sindirim kanalı mukozasında konjesyon ve hiperemi görülmektedir

2. Alkol: Köpeğinize asla Şarap ve Bira vermeyiniz

3. İlaçlar: Veteriner Hekiminize danışmadan asla kullanmayınız.

4. Pişmemiş yumurta : Bünyede biotini absorbe edilmesini yavaşlatır.

5. Balık : Balık B1 vitaminini yok ettiğinden zararlıdır.

6. Pişmiş yumurta beyazı : Avitine ihtiva eder, vücutlarında protein ve yağ üretimine destek olan B8 ve biotini yok eder.

7. Domuz : Pişmiş veya çiğ domuz eti asla yedirilmemelidir. Domuz etinden ölümcül hastalık kapma riski çok yüksektir.

8. Tuz : Köpeklerde terleme olmadığından (Köpeklerde terler fakat ter bezleri iş yapamayacak kadar küçüktür) ve tuzu terle atamadıklarından dolayı ölüm sebebi olabilir.

9. Kuru veya yaş üzüm : Bel kemiği tahribatına neden olur.

10. Avokado ve Kayısı Çekirdeği

11. Tüm çiğ sebzeler: Köpeğinizin midesini yorar. Hazmı zordur.

12. Ekmek kabuğu ve küçük kemikler : Mide ve sindirim sistemini felce uğratabildiğinden vermemeniz önerilir.

13. Lahana, karnıbahar, fasulye, Kuşkonmaz, Havuç, Ispanak, domates, şalgam: Çok fazla çiğ verildiğinde”Toksin”içererek köpeğinizin ölümüne sebebiyet verir.

14.Kiraz Çekirdeği : Kusma, solunum güçlüğü, koma.

15.Patates:Patatesin özünde bulunan maddeler köpeğinizin midesi tarafından zor öğütülecek ve onun kusmasına sebebiyet verecek ve uzun vadede buna bağlı Hastalıklara yol açabilecektir.

16. Sarımsak-soğan : Kanlarındaki alyuvarları yok ederek kansızlığa yol açar. Zehirleyici etki yaratan sebzelerdir.

17. Kedi MAMASI : Çok yağlı ve yüksek protein içerir, mümkün olduğunca verilmemelidir.

18. Süt : İshal ve gaz yapar. Laktaz içerdiği için bağırsaktan emilemez ve ”iSHALE” neden olur, kusma da yapabilir.

19.Kahve ve çay : Asla köpeğinize içirmeyiniz.

20.Tütün : Kusma, baş dönmesi, salyalama, kalp atışında hızlanma.

21.Yağlı ve soslu yemekler : Asla vermeyiniz yan etki göstermese bile köpeğinizin aşırı kilolu ve obez olmasına yol açaarlar.

MAKYAJ MALZEMELERİNİ KORUMANIN PÜF NOKTALARI

08 Şubat 2010 Yazan Author  
Kategori Güzellik, Manşet

makyaj dünyasıHangi bayan renkli makyaj dünyasından uzak durabilir? Var mı, içimizde “ben göz bile atmam makyaj malzemelerine” diyecek bir babayiğit?

 

Evet, hepimiz bayıla bayıla alıyoruz kozmetik ürünlerini ama onları nasıl muhafaza etmemiz gerektiğini de pek bilmiyoruz.

 

Bakın, güzellik uzmanları kozmetik ürünlerin muhafazasında hangi noktalara dikkat çekiyor:

 

  • Öncelikle satın alırken aldığımız ürünlerin paketinin sararmamış, kirlenmemiş ve açılmamış olmasına dikkat edin.

 

  • Makyaj ürünleri genelde 2-3 yıl kullanabiliniyor. Ancak ürün koku vermeye başladıysa, rengi değişmişse ve kendi içinde çözülmeye başladığını fark ettiyseniz, ürününüzle vedalaşma zamanı geldi demektir.

 

 

  • Özellikle likit kozmetik maddeleri, bakteri üretebilir. Bu ürünlere özellikle dikkat edin! Fondöten, maskara gibi likit malzemeleri 6 AYDAN fazla kullanmak doğru değil. Maskara uzun süre bekletildiğinde kirpik diplerinde bakteri oluşabilir. Aman dikkat!

 

makyaj malzemeleri temizlenmesi

  •  Kozmetik malzemelerinizi özellikle sünger ve fırçalarınızı başkaları ile mümkün olduğunca paylaşmaktan kaçının!

 

  •  Makyaj malzemelerinizi kullanırken yararlandığınız fırça, pet ve sünger gibi malzemelerinizi sık sık sabun/şampuanla yıkayın ve gölgede kurutun.

 

 

 

  • Likit ürünleriniz için kullandığınız fırçaları ise kolonyalı suda bekleterek, bakteri oluşumunu engelleyebilirsiniz.

 

  • Fırçalarımızın kılları çok çabuk tozlanır. Bu durumda makyajda istenilen etkiyi yaratmada sorun oluşturur. Bu tür malzemelerinizi kapalı kutularda muhafaza etmeye çalışın.

 

  • Tırnak makası, kirpik kıvırma aleti, cımbız gibi metal malzemelerinizi ise alkolle temizleyin ve ıslak halde bırakmayın…

Sonraki yazılar »