DİYARBAKIR’DAN GİRİŞİMCİ BİR BAYAN
Sizlere Diyarbakır’da Peruk ve Postiş mağazası olan girişimci bir kadını, Müzeyyen Baylan’ı anlatmak ve yaptığımız sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum.
KİMDİR MÜZEYYEN BAYLAN?
Çok genç yaşta evlilik yapmış, 3 çocuk sahibi olmuştur. Birçok ev kadını gibi Müzeyyen Hanım’ın hayatıda çocukları, evi ve kocası olmuştur. 2004 yılına kadar hayatını ev hanımı olarak sürdürmüştür.
Peki neden Modern Kadınlar.com Müzeyyen Hanım’a bu hafta manşetlerinde yer verdi? diye sorabilirsiniz. Çünkü bu bayan Diyarbakır da bir ilki gerçeşleştirip, kendi çabalarıyla bir peruk mağazası açmıştır. O da bizden biri, modern bir kadın. Bizlere örnek olabilecek bir çaba ve çalışmayla bu günlere gelmiş ve krizde bile yoluna devam edebilmiştir. Biz onun hikayesini çok beğendik. Umarım sizler de beğenirsiniz.
Müzeyyen Hanım bu işe girişini şöyle anlatıyor: ” Ben 30 yıla yakın postiş ve peruk kullandım. Kullandığım dönemde Diyarbakır da peruk ve postişi bulamamanın büyük bir sıkıntısını çektim. İstanbul’dan peruk ve postiş satın aldım.
Aldığım peruk ve postişleri gören arkadaşlarım çok beğendikleri için İstanbul’a gittiğimde onlara da peruk ve postiş aldım. Bir dönem böyle geçti. Sonra kendime neden Diyarbakır da bu tarz bir mağazanın olmadığını sordum. Ve 2004 Şubat ayında kızımın adını verdiğim “Buket Peruk” u kurdum.
Bu girişimim Diyarbakırlıları ilk zaman hayrete düşürdü. Fakat şimdi Diyarbakırlı bayanlar mağazayı çok beğeniyor. İyi ki açmışsın diyorlar. Ben de çok memnunum hem müşterilerimi memnun ediyorum. Hem de artık kendim için peruk ve postiş bulmakta hiç sıkıntım yok.”
Müzeyyen Hanım’a peruk ve postiş hakkında merak ettiğimiz bir çok soruyu sorduk. O da bizi kırmayıp, içtenlikle tüm sorularımızı cevapladı.
MODERN KADINLAR: Postiş Bakımı nasıl olmalı?
MÜZEYYEN BAYLAN: Bu bakım gerçek saç ve sentetik saç için ayrı ayrıdır. Gerçek saçın bakımı kendi saçınız gibidir. Yani, kendi saçınıza nasıl bakım yapıyorsanız gerçek postişinizede öyle bakım yapabilirsiniz. Özel bir bakım gerekmemektedir. Gerçek postişinizi yıkayabilirsiniz, fönleyebilirsiniz, boya yapabilirsiniz ve hatta maşa bile yapabilirsiniz. Sentetik saçları ise, her kullanımdan sonra mutlaka parmak arasıyla tarayınız. Tarak kullanmayınız. Çünkü tarak postişin kırılmasına ve elektriklenmesine neden olur. Postişinize kesinlikle jöle sürmeyiniz, sprey sıkmayınız, sıcak su sıcak fön ile temas ettirmeyiniz.
M.K: Postişin saklanması nasıl olmalıdır?
M.B: Gerçek saçın saklanmasında bir sorun yoktur, temiz pamuklu bir kumaşta saklayabilirsiniz. Sentetik saçı ise, hassas olduğu için özel filesinde muhafaza edilebilirsiniz.
M.K: Postişin Kalitesini Nasıl Anlayabiliriz ?
M.B: Gerçek postişin iyisini anlamak için oryalle açmak gerekir. Oryalle açılabilen saç iyi bir postiştir. Sentetik saç oryalle açılmaz. Sentetik saçın pek garantisi yoktur, ama artık teknoloji çok ilerledi. Maşa bile yapılabilen sentetik postişler mevcuttur. Sentetik saç en sonunda deforme olur. 5-7 kullanımdan sonra bozulmaya başlayacaktır. Sonuçta muhteviyatı naylondur.
M.K: En çok hangi renkler tercih edilmektedir?
M.B: Kışın koyu renkler, özellikle çikolata kahve ve röfleli postiş ve peruklar. Yazın daha açık renkler tercih ediliyor.
M.K: Postişle peruk arasındaki fark nedir?
M.B: Peruk saçınızı tamamen örter. Postişte ise, saçlar toplanır ve postiş enseden bir tokayla saça takılır.
M.K: Çıt Çıtın kullanımı nasıldır ve saça zararı varmıdır?
M.B: Çıtçıtın saça zararı yoktur. Saçınız uzun ise, kullanımı çok pratik ve rahattır. Kısa saçlar için önermiyorum. Yarım peruğun kullanımı kısa saç için daha pratik ve rahattır. Bu yüzden kısa saçlara yarım peruğu öneririm.
M.K: Piyasada satılan ucuz peruklar için ne düşünüyorsunuz?
M.B: Kesinlikle önermiyorum. Kişinin saç kalitesini çok düşürüyor.
M.K: Satın aldığımız peruk veya postişin rengini değiştirebilirmiyiz?
M.B: Gerçek saç olursa evet, fakat sentetik saç olursa kesinlikle değişmez.
M.K: Uzun saçlı bayanlar saçlarını satmak istedikleri zaman, nasıl fiyatlandırıyorsunuz?
M.B: Biz böyle bayanların saçlarını satın alıyoruz. Saçın gramajına göre ücretlendiriyoruz. Ancak kendimiz değil, anlaşmalı firmalarımıza gönderiyoruz. Bu firmalar saçı işlemden geçirip, kullanıma hazırlıyorlar.
M.K: Peruk veya postişte bu sene saç boyu ve şekli nasıl?
M.B: Uzun saç çok moda. Kaynak ve boncuk çok gündemde. Şekilde ise, düz dışa doğru veya dağınık kesim daha çok tercih edilmektedir.
M.K: Boncuk saç nedir?
M.B: Boncuk saç ancak uzman bir kuaför tarafından saça uygulanır. Boncuk Saç takıldıktan 3 ay sonra yenilenir. 3 ayda saçın boyu uzar, boncuk saç aşağıya iner ve düşme ihtimali olur. Bu sebepten dolayı 3 ayda bir yenilenir.
M.K: Topuz Toka Nedir?
M.B: Lastikli bir simit şeklindedir. Uygulamada saç tamamen toplanır. Daha sonra bir toka yardımıyla saça tutturulur.
M.K: Bu güzel sohbet için Modern Kadınlar adına çok teşekkür ederim.
M.B: Ne demek, bu konuda sizi aydınlatabildim ise ne mutlu bana. Bu güzel sohbet için ve özellikle içtenliğiniz için ben teşekkür ederim.
Müzeyyen Hanım’a sorularınız varsa ona aşağıda vereceğim adresten ve telefon numarasından ulaşabilirsiniz.
ADRES: Elazığ cad. Özgenç Apt. Kat:1 NO: 1, Galeria Karşısı YENİŞEHİR\ DİYARBAKIR
TEL: 0412 224 57 27
E-MAİL ADRESİ: muzayyenbaylan@hotmail.com
İşte böyle; Modernkadınlar.Com olarak Müzeyyen Hanım’la çok güzel bir sohbet yapmış olduk. Eğer sizde bize hikayenizi anlatmak isterseniz lütfen info@modernkadinlar.com adresine mail atın.
PRATİK BİLGİLER
POŞETTE GIDA SAKLAMAYIN

Dışarıdan satın aldığınız yiyecekleri evdeki dolaplara yerleştirirken, poşetlerini çıkarın. Yiyecekleri saklama kaplarına koyarak, üstlerini hava almayacak şekilde kapatın. Dışarıdan gelen poşetler sağlık ve temizlik açısından hijyenik değildir.
BALIK FİLETOLAR BEYAZLAŞSIN

Balık filetoların bembeyaz pişmesini istiyorsanız; 1 limonu sıkın ve suyunu pişirmeden önce balık filetoların üzerine serpin. Bu şekilde bir süre beklettikten sonra, balık filetolarınızı isterseniz pişirin, isterseniz kızartıp tüketin.
YUMURTANIZ KOLAY AYRILSIN

Pasta ve börek yaparken, genellikle yumurtanın sarısını ayrı kullanmanız gerekir. Yumurtayı altında kap olan ve dar ağızlı bir huninin içine kırarsanız beyazı hemen akar, sarısı ise huninin içinde kalır. Böylece sarısıyla akı hemen ayrılır.
YAĞI KAYA TUZUYLA ÇIKARTIN

Yağ şişelerini yıkarken, şişelerin içine birkaç parça kaya tuzu koyun. Ardından da şişeleri suyla çalkalayın. Bu işlemi yaptıktan sonra, şişelerinizin pırıl pırıl olduğunu göreceksiniz. Kaya tuzunu tüm baharatçılarda rahatlıkla bulabilirsiniz.
Seni Seviyorum Çünkü… nün cevabının her zaman önemi varmıdır ?
Üyelerimizden yuney in önerisini Haftanın konusu olarak belirledik ve Haftanın konusu yuney in sözleriyle…
“Sevmek duygusunu gerçekten ünlü yazarın dediği gibi birisimi bize getirir yoksa biz getirdiğini mi sanırız, sevmek gerçekten kendimizi büyülemek kendimizi kandırmak mıdır?
Kimi , niçin , ne kadar ve ne zamana kadar severiz ?
Seni Seviyorum Çünkü… nün cevabının her zaman önemi varmıdır ?
konuyla ilgili önceden yazılan yorumları aynen yayınlıyoruz….
OBEZİTE ANESTEZİYİ ZORLAŞTIRIYOR
27 Ekim 2009 Yazan didem
Kategori Diyet & Spor
Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından olan obezitenin görülme oranı ülkemizde giderek artıyor. Anestezyoloji ve Reanimasyon Derneği Bakanı Prof. Dr. Ülkü AYPAR; anestezi alacak obez hastalarda kalp, akciğer ve hormonal sistemlerde oluşan değişikliklerin, anestesi sırasında önemli sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Aypar’a göre, obez hastalarda ameliyat sonrası akciğer sorunlarının yanında, bu suni solunum için havayolu cihazlarının yerleştirilmesinde karşılabilecek problemler de ortaya çıkıyor. 28 Ekim-1 Kasım’da Antalya’da yapılacak TARK 2009 Kongresi’nde obezitenin yanı sıra, ağrı tedavisinde yeni yöntemler mercek altına alınacak.
Türkiye’de annelerin yüzde 58′i fazla kilolu; yüzde 24′ü ise obez. Bir başka ifadeyle ”Türkiye’de her 4 anneden biri şişman.” ( 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması Sonuçlarından alınmıştır.)
OBEZİTE HASTALIĞI NEDİR?
Obezite vücut sağlığını tehlikeye sokacak ölçüde, vücutta yağ birikmesidir. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmek gerekir.
Obezite kalp damar rahatsızlığı, hipertansiyon, şeker hastalığı, solunum rahatsızlıkları, eklem rahatsızlıkları ve bazı kanser türlerine yol açabilen mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.
Obezitenin nedenlerini şöyle sıralıyabiliriz:
1- Kalıtsal Faktörler
2- Fizyolojik Faktörler; Gebelik sayısı, yaşlanma gibi
3- Yaşam Biçimiyle İlgilİ Faktörler; pasif hareketsiz yaşam gibi
4- Psikolojik Faktörler; Sıkıntı ve üzüntü gibi olumsuz duygulara tepki olarak yemek yenmesi gibi
YİYECEKLERLE GÜZELLEŞMENİN YOLLARI!!!
”30 Günde Mükemmel Cilt” kitabının yazarı Erica Angyal
kitabında yiyeceklerle güzelleşmenin yollarını anlatıyor.
Vücudumuzun, dolayısıyla cildimizin en büyük düşmanı serbest radikallerdir(hidrojen peroksit, lipit peroksitleri, tekli oksijen atomları, süperoksitler…) Serbest radikaller, vücudumuzda gerçekleşen her işlemde doğal olarak ortaya çıkarlar. Nefes aldığımızda, yemek yerken, yediğimiz yemekler öğütülürken…
Bu bileşikler, DNA’yı hasara uğratarak hücre ölümlerine sebep olurlar. Bütün organlarımız bu durumdan zarar görür. Ancak, cildimizde yaptığı hasarı gözlerimizle görmemiz mümkün olur.
Bazı uzmanlara göre antioksidan üretimi 25 yaşından itibaren yavaşlamaktadır. Yaşımız ilerledikçe daha fazla antioksidan almalıyız. Antioksidanların serbest radikallerle savaşma yetenekleri farklıdır. Her besin aynı güçte antioksidan etki gösterememektedir. Antioksidan bakımından yüksek olan besinler ‘Oksijen Radikali Emme Kapasitesi’(ORAC) diye bilinirler.
PEKİ SERBEST RADİKALLERLE SAVAŞMANIN YOLLARI
NEDİR?
Bunların en büyük düşmanı ANTİOKSİDANLARDIR.

En Zengin Antioksidan Kaynağı Olarak Bilinen Yiyecekler İse:
KURU ERİK: Mükemmel bir cildin olmazsa olmazıdır. Aynı zamanda lif oranı da oldukça yüksektir.Boston Tufst Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, kuru erik yaşlanma sürecini geciktirmektedir.
KÜÇÜK MEYVELERDE İSE: Yaban mersini, çilek ve böğürtlen içerdikleri antioksidan, vitamin ve minareller sayesinde tüm vücut hücrelerinin sağlıklı kalmasını sağlarlar.
DOMATES: Güneşin olumsuz etkisine bariyer bir besin. Mükemmel bir UV koruma sağlar. Likopen bakımından bilinen en zengin besin(Likopen ,hücreleri serbest radikal hasarından korur ve hücreler arasındaki bağları güçlendirir). Aynı zamanda fosfor da içerir. Antioksidan etki için günde en az 100 gr.pişmiş ve az miktarda yağ ekleyerek tüketmek gerekir.DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMANIN 5 ALTIN KURALI

Tüm dünyayı kasıp, kavuran domuz gribini herkes şaşkınlık içerisinde seyrediyor. Oysa alacağımız bazı basit tedbirlerle bu hastalığa karşı kendimizi rahatlıkla koruyabiliriz. Bu tedbirleri şöyle sıralayabiliriz.
1. Bol, bol sıvı gıda tüketmeliyiz. Özellikle, C vitamininden zengin olan narenciye grubu meyveleri tüketmek ve bu meyvelerin sularını içmek direncimizi artıracaktır.
2. Ellerimizi sık sık yıkamalıyız. Hepimiz biliriz ki ellerimiz bizim diğer nesnelerle temas etmemizi sağlar. Diğer bir deyişle, ellerimiz en önemli enfeksiyon kaynağıdır. Bu nedenle, ellerimizin temizliğine son derece dikkat etmeliyiz. Ortalama birer saat aralıklarla, ellerimizin yıkanması yeterli olacaktır. Yıkama imkanı bulamadığınız takdirde, elerinizi alkollü dezenfektanlarla temizlleyebilirsiniz.
3. Çay, kahve, süt ve bitkisel çaylar gibi sıcak içecekler de boğaza yerleşmiş olan virüsleri, mideye doğru sürükleyecekleri için korunmada son derece önemlidir. Zira, bu gibi sıcak içecekler, boğaza yerleşmiş olan virüsleri mideye doğru sürükleyerek çoğalmalarını engeller. Çünkü, domuz gribi virüsü midenin asit ortamında çoğalamaz ve hastalık yapma yeteneğini kaybeder.
4. Günde bir kere, burnunuzu ılık suyla temizlemeliyiz. Böylelikle, burundaki virüs sayısı azalacaktır. Eğer, ılık suyla temizleyemezseniz; bunun yerine ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla burunumuzu silerek de aynı etkiyi elde edebilirsiniz.
5. Ilık tuzlu su ile gargara yapmak da önemli bir korunma yöntemidir. Bir çay bardağı suya, bir çay kaşığı sofra tuzu koyarak hazırlayacağınız ılık tuzlu su ile günde 2 kere gargara yapıldığı takdirde, virüs yaşamamakta ve çoğalmakta zorlanacaktır. Bu da hastalığın gelişmesini önler.
Yukarıda saydığımız beş tedbiri aldığınız takdirde, virüsü kapmış olsanız dahi hastalığa yakalanma şansı daha az olur. Ancak, bu tedbirlerin yanı sıra kalabalık ortamlardan uzak durmak, dengeli beslenmek ve istirahate önem vermek gibi genel sağlık kurallarına uyulması hususunda da dikkati elden bırakmamak gerekir.
Doç. Dr. Abdulkadir Bozaykut
SİNOP! YEMYEŞİL BİR YARIMADADAN HUZUR VEREN BİR ESİNTİ
SİNOP
Türkiye’nin en kuzeyindeki ince bir yarımada üzerine kurulan Sinop, zamanı telaşsızca tüketen sokakları ve neşeli insanlarıyla Karadeniz’de bir ada.
Avrupanın en yaşlı ormanlarının ev sahibi Küre Dağları’nın vahşi doğasının ardında açılmamış bir istiridyeyi anımsatan Sinop’un her köşesi, sakin bir adanın huzuruyla doludur.
Şehrin üzerine kurulduğu minik yarımadanın kuzeyinde bulunan Boztepe’deki mahallelere ada deniyor ama Sinop’un her yeri ada gibi…Yeşil bir yarımada üzerinden Karadeniz’in sonsuzluğunu izleyen Sinop’un insana huzur veren bir havası var.
Günbatımından önce kaleye tırmanıp Karadeniz’in sonsuzluğuna karşı seyre dalarsanız uzun uzun, akşam ziyafeti için liman çevresindeki restoranlara uzanmanın tam vakti gelmiştir.
SİNOP’UN HUZUR MEKANLARI
Çok değil 20 yıl önceye kadar bir sürgün yeri olarak anılan Sinop, havaalanı ve Karadeniz otoyoluyla bambaşka bir çehreye bürünüyor bugünlerde. 1990′lı yılların sonuna kadar yüzyılı aşkın süre pek çok şair, yazar ve düşünüre zindan olan Tarihi Sinop Cezaevi, bir müze ve film platosuna dönüşmüştür. Artık fikirlerin tutsak edildiği bir hüzün kenti olarak anılmak istemiyor Sinop. Gençlerin sağladığı hoşgörülü ortam sayesinde sanatçı ruhları kendine çekmeyi başaran Sinop, ilkini 2006′da gerçekleştirdiği uluslararası bienalin üçünçüsünü düzenlemeye hazırlanıyor. Yöre insanı, Karadeniz’in kumsallarına ev sahipliği yaptıkları konusunda da hayli iddialı. İskandinavya fiyortlarını anımsatan kıyılarıyla Hamsilos Koyu, dalgalı deniziyle sörfçüler için eşine az rastlanır güzellikte olanaklar vaat eden ada manzaralı Akliman ve siyah kumlarıyla ünlü Karakum Plajı’yla Sinop, yaz aylarında kuzeyin Bodrum’u yerindedir. Yakın çevresinde de beklenmedik zenginlikler saklıdır kentin. Sarıkum’un kayın ormanlarında gezinen yılkı atları ile dalgalı denize açılan pudra kıvamındaki kumullar gibi… Dilerseniz Sarıkum Gölü’nden yaban kuşlarının havalanmasını izleyip zakkum ve zambak tarlalarının kokusunu içinize çekebilir, doğal koruma alanı seçilmiş ahşap evlerden oluşan eski köyleri ziyaret edebilirsiniz.
EN KUZEYE YOLCULUK
Sinop’un en heyecanlı keşif noktalarından biri de, Türkiye’nin en kuzeyinde bulunan deniz feneridir. Şehir merkezinden 22 kilometrelik bir yolculukla ulaşılan fenere, ”Türkiye’nin en kuzey ucunu görünüz.” levhaklarını izleyerek varmak mümkün. Yolun son 5 kilometresinde yerleşim iyice seyrekleşip, yerini pastoral manzaralara bırakıyor. Tahta citlerle çevrili yeşil tepeler, keçi sürüleri ve alabildiğine yanlızlık duygusu eşliğinde denize doğru kıvrılıp giden yolun ucunda müthiş bir fotoğraf saklı: Hırçın dalgaların dövdüğü bazalt kayalıkların hemen üzerinde bembeyaz zarif gövdesiyle yükselen İnceburun Deniz Feneri. Asırlardır ekmeğini denizden çıkaran yöre insanının koruyucu meleği. Denize uzak olmasına rağmen, rüzgarın savurduğu tuzlu damlacıkların ruhunuzu yenileyeceği anlarla yetinmek istemezseniz,çevre turuna çıkmanız gerek. Taş kiremitli köy evleri, iskelesi, mağarası, el dokumaları ve doğa hazinesi Akgöl’ü ile anılan Ayancık; Beyaz Balina Aydın’ın meşhur ettiği Gerze; 1990′lı yıllarda turizme açılan Tatlıca Şelaleleri’yle ünlü Erfelek ve kalesiyle öne çıkan Boyabat gibi ilçeler de, seyahatinizin durakları olmaya aday yerler arasında.
SU PERİSİNE VEDA
Kentin girişinde, dönemin en kudretli imparatoru Büyük İskender’e söylediği ”Gölge etme başka ihsan istemem” sözüyle ünlü filozof Diyojen’in altı metrelik mermer heykeli, Sinop’un tarihini hatırlatmaktadır. Adını mitolojideki su perisi Sinope’den aldığı rivayet edilen kentteki yaşam izleri, 5 bin yıl öncesine kadar inmektedir. Geçmişi Amazon Kraliçesi Sinova’dan Denizci Arganotlara kadar uzanan Sinop, Karadeniz’in çalkantılı sularından kaçan gemiler için güvenli bir sığınak olmuş yüzyıllarca. Püfür püfür Karadeniz rüzgarları yüzünüzü okşarken, Sinop’un ”Adalı Ruhu” dedikleri huzur dolu kollar sizi de sarmalayacaktır.
NASIL GİDİLİR?
THY, İstanbul’dan Sinop’a haftanın her günü karşılıklı sefer düzenlemektedir. Ankara ve İzmir’den Sinop’ a ise aktarmalı uçuşlar mevcuttur. Her şehirden otobüs seferleride mevcuttur.
NE ALINIR?
Ahşaptan yapılmış tekne maketleri, el yapımı av malzemeleri ve oya işleri liman çevresindeki dükkanlarda satılıyor.
NE YENİR?
Üzümlü, cevizli, tahinli, kıymalı ve peynirli çeşitleri yapılan ”nokul” adlı yöresel çöreğin yanı sıra, cevizli mantı ve mevsimin Karadeniz balıklarını deneyebilirsiniz.
İŞTE NEFİS BİR BALIK TARİFİ
PALAMUT KÖFTE
MALZEMELER
2 Adet Palamut (kılçıkları ayıklanmış), 1Adet Yumurta, 1|2 çay kaşığı tuz, 1|2 çay kaşığı karabiber, 1|4 demet ince kıyılmış maydanoz, 2 yemek kaşığı galete unu ve ekmek içi, 1 adet orta boy rendelenmiş soğan
HAZIRLANIŞI
Palamutlar ayıklanıp, kılçıklarından temizlenir. Balıklar kıyma makinesinden çekilir veya bir bıçak yardımıyla çok ince kıyılır. Karıştırma kabına kıyılan balıklar alınır. Yumurta, tuz, karabiber, rendelenmiş soğan, ince doğranmış maydanoz ve galete unu veya ekmek içi ilave edilerek yoğrulur. İstenilen şekilde köfteler yapılır. Izgarada veya yumurtalı olarak tavada pişirilir. Roka, kırmızı soğan ve limonla ikram edilir.
CİLT TİPİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ?
24 Ekim 2009 Yazan Author
Kategori Cilt Bakımı, Güzellik
Cildinizi tanımak, güzel bir cilde sahip olmanın anahtarıdır. Diyelim, nemlendirici alacaksınız ya da makyaj yaptıracaksınız, cilt tipinizi bilmeden bu tarz işlemlerin başarıya ulaşması beklemek sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
Kozmetik alışverişlerimizde de cilt tipimizi bilmek, hem zamandan hem paradan kazanmamızı sağlar. Cildimizin neye ihtiyaç duyduğunu bilmek, doğru ürünü seçmemize ve yanlış ürünlere servet harcamamızı da önler.
Cildin tiplere ayrılması aslında bir basitleştirmedir. Cilt üzerinde yapılacak tüm işlemler için öncelikle cilt türünüzü tespit etmelisiniz. Şimdi, sırası ile cilt tiplerinin özelliklerini inceleyelim; siz de bu özelliklere bakarak kendi cilt tipinize karar verebilirisiniz.
KURU CİLTLER
Kuru ciltler, çok sıkı gözeneklidir. Aynı zamanda, mat, kadıfemsi ve yumuşak bir görünüşe sahiptir. Sıcak, soğuk gibi dış uyarıcılara karşı duyarlıdır.Alında, yanaklarda, pullanmalar görülür.Yıkanma sırasında kuru bir cilde sahipseniz,zaman zaman leke biçiminde kızarıklar görebilir veya gerilme hissedebilirsiniz. Maalesef bu cilt türünün en büyük dezavantajıyağ bezlerinin azlığı sebebi ile cildin erken kırışmasıdır.
KURU CİLT TİPİNE ÖNERİLER:
- Cildiniz için günde 8-10 bardak su içmelisiniz.
- Kuru ciltler, haftada bir buhar banyosu yaparak, nem takviyesi yapmalıdırlar.
- Cildinizi dış etkenlerden korumak için koruyucu ve gene nem verici kozmetik ürünlerini kullanımı tavsiye ediliebilinir.
YAĞLI CİLTLER
Yağlı ciltlerin en belirgin özelliği, ciltte yağlanma ve parlama olmasıdır. Cildin yağlanmasının nedeni, yağ bezlerinin hormonların kumandasında çok fazla salgı yapmasıdır.Buna bağlı ter salgısı da artış gösterir. Yağlı cilt sahibiyseniz, cildinizi temiz tutmaya çok dikkat etmelisiniz.
Yağlı ciltte, gözenekler açıktır. Cilt kalındır.Siyah noktalar da bu cilt tipinin özellikleri arasında. Siyah noktaların, yanı sıra bu cilt tipi aknelenmeye de eğilimlidir.
YAĞLI CİLTLERE ÖNERİLER:
- Yağlı cilt sahipleri, özellikle kozmetikçilerde yağsalgısını dengeleyecek bakteri üretimini kontrol altına alıp, gözenekleri sıkıştıracak ürünlere yönelmeliler.
- Beslenmenize dikkat etmelisiniz. Yağlı yemekler yerine sebze ve meyva ağırlıklı bir diyet uygulamalısınız.
KARMA CİLTLER
Karma cilt tipinde, “t” bölgesi; alın, burun, çene yağlıdır. Mevsim değişikliklerine göreyanaklarda nadiren de olsa pullanmalar olabilir.
KARMA CİLTLERE ÖNERİLER
- Karma cilt sahipleri de su içmeye dikkat etmeli; günde 8 ila 10 bardak arası su içmeliler.
- Düzenli yaşam, iyi beslenme sadece yaşam kalitenizi değil cilt kalitenizi de artıracaktır.
OLGUN CİLTLER
Olgun ciltlere “atrofik” ciltler de denir. Gevşemiş, yaşından önce yıpranmış, epidermisin kalınlaştığı ciltlerdir.Fazla alkol, sigara, uyuşturucu haplar, stres, üzüntü, gece yaşantısıbu cilt tipini doğuran en önemli nedenlerdir. Cildin sağlıksız bir görüntüsü vardır. Kahverengi ve mor arası bir ten rengi mevcuttur.
OLGUN CİLTLERE ÖNERİLER
- * Hücre yenilenmesini uyaran, cildin elastikiyetini artıran ürünler kullanılmalı.
- * Düzenli bir yaşam sürdürmeye dikkat edilmelidir.
- * Bu cilde, düzenli masajın faydalı geldiği uzmanlarca teyit edilmiştir.
NORMAL CİLTLER
Yağ ve su dengesi eşit olan cilt tipidir. Düzgün ve sağlıklı bir görünümü vardır. Gözenekler normal sıkılıktadır. Kan dolaşımı iyidir. Herşeyi dengeli olan bu cilt tipine, diğer cilt tipleri gibi özel öneride bulunmayacağız. Kısacası, normal bir cilde sahipseniz, şanslısınız:)
EV YAPIMI PRATİK TARİFLERİ
ÇERKEZ TURŞUSU
MALZEMELER
4-5 KG’lık bir lahana
8-10 adet kırmızı pancar
YAPILIŞI
Geniş bir tencereye su ve bir miktar tuz koyup kaynatın. Lahanayı iri parçalar halinde doğrayın. Tuzlu su kaynağında lahanaları atın ve diriliğini yitirene kadar kaynatın. Daha sonra lahanayı süzüp bir kenara alın. Diğer bir tarafta pancarların saplarını kesip ayrı bir tencerede pişmeye bırakın. Piştikten sonra kabuklarını soyup, irice doğrayın ve fazla kırmızı suyunun gitmesi için soğuk suda bekletin. Lahanalar soğuyunca cam bir kavanoza lahanaları yerleştirip, aralarınada pancarları yerleştirin. İhtiyacınızı göre kaynamış soğumuş tuzlu su hazırlayıp, kavanozun üstene ekleyin. Turşunuzun kapağını kapatıp serin bir yerde beklemeye bırakın. Lahanaların rengi pembeye dönerse turşunuz yenmeye hazır demektir. Kısa sürede olmasını isterseniz turşunuza bir miktar sirkede ekleyin.
DOMATESLİ ACI BİBER TURŞUSU
Malzemeler:
EV YAPIMI KONSERVE
*Konserve, ”pastörizasyon” ve ‘’sterilzasyon” olmak üzere iki yöntemle yapılır. İki yöntemde de amaç mikroorganizmaları zararsız hale getirerek, sebze ve meyvelerin bozulmalarını önlemektir. Pastörizasyon ağzı açık kaplarda normal basınç altında ve 85-100 derecede yapılırken, sterilizasyon bu işe özel kapalı kaplarda, buhar basıncı altında ve 100 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda yapılır. Ev konservesinde pastörizasyon yöntemi uygundur.
*Konserve için olgun, taze, sağlıklı sebzelerin seçin ve bol suda yıkayın. Sebze ve meyvelerinizin besin değeri kaybolmaması için bekletmeden konsevenizi yapın.
*Konserve yapmadan önce kavanozlarınızı kaynatıp dezenfekte edin. Bu şekilde kapağını her seferinde değiştirerek kavanozlarınızı her yıl kullanabilirsiniz.
*Konserve yapılacak sebzeler kavanozlara doldurulduktan sonra üzerlerine kaynamış su dökün ve 1\2 kiloluklar için 1 çay kaşığı, 1 kiloluklar için 2 çay kaşığı tuz ekleyin.
*Konservelerin su ve şuruplarını kavanozun ağzından 1-2 parmak aşağıda kalacak şekilde doldurup, bir bıçağı kavanozla sebzelerin arasına batırarak havasını çıkartın ve ağızlarını bir bezle silerek iyice kapatın.
*Doldurduğunuz kavanozları tencereye ağızları yukarı gelecek şekilde yerleştirip üzerlerini 4-5 parmak geçecek kadar su ekleyerek kaynamaya bırakın.
*Tencerenin altını yakın ve suyu kaynatın. Suyu kaynadıktan sonra sebze veya meyvenizin pişmesine göre ocağınızı kapatın. Kavanozunuzu hemen tencereden almayın. Suyun soğumasını bekleyin. Daha sonra kavanozları sudan çıkarıp kapakları kontrol edin ve ters olarak soğutun. Üzerlerine hiçbir şekilde soğuk su dökmeyin ve kavanozları soğuk suya koymayın.
*Hazırladığınız konserveleri serin ve kuru bir yerde saklayın.
KONSERVE YAPIMINDA SICAK VE SOĞUK DOLDURMA
SICAK USULLE DOLDURMA
Sebze ve meyveler kavanozlara konmadan önce sıcak su yada şurup içinde kaynatılır. Yani sebze ve meyveler yarı pişmiş olur. Daha sonra süzülerek kavanozlar doldurulur ve üzerlerine tuzlu su veya şurup konulur.
SOĞUK USÜLLE DOLDURMA
Sebze ve meyveler hazırlanıp direk kavanozlara konulur. Üzerlerine tuzlu su ya da sıcak sıcak şurup konur.
PÜF NOKTASI
Sert dokulu meyve (ayva, elma, erik vb.) ve sebzelerin ise (fasulye) kavanozlara sıcak usulle doldurulması, yumuşak dokulu meyve ve sebzelerin ise (ahududu, kayısı, çilek vb.) soğuk usulle doldurulması uygun olur.
KONSERVENİZİN OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?
Konserveniz soğuduktan sonra ve ertesi gün kontrol ederek tutup tutmadığını anlayabilirsiniz. Kavanozun kapağı hafif içeri doğru çökmüşse, kavanozun içinde uygun vakum oluşmuş ve konserve tutmuş demektir.
TAZE FASÜLYE KONSERVESİ
MALZEMELER
1 kg taze fasülye
4 adet domates
Yeterince tuz
Yeterince su
YAPILIŞI
Fasülyenizi ayıklayıp, yıkayın. Bir tencereye 1 litre su koyun. Kaynadıktan sonra fasülyeleri 5 dakika bekletip, çıkarın. Bir süzgece alarak suyunu süzün. Daha sonra fasülyeleri kavanoza yerleştirin. Domateslerin de kabuklarını soyup, ikiye bölüp, fasülyelerin üstüne ekleyin. Taze fasülyeleri haşladığınız su ılıdıktan sonra kavonozlara doldurun. Üzerine yemeğe attığınız kadar tuz ilave edin. Kavanozların kapağını sıkıca kapatın. Diğer kavanozlarıda aynı şekilde doldurun. Daha sonra içi su dolu genişce bir tencereye kavanozların kapakları altta kalacak şekilde yerleştirin. 1 saat kaynatın. Sudan çıkardıktan sonra soğumasını bekleyin ve tüketeceğiniz güne kadar serin bir yerde bekletin.
BAMYA KONSERVESİ
MALZEMELER
1kg taze bamya
2 adet domates
Yarım limonun suyu
Tuz, su
YAPILIŞI
Bamyaları bol suda yıkayın, ayıklayın. Bamyaları bir tencereye alıp üzerine tuz serpin. Orta ateş üzerinde, kapağını kapatıp 5 dakika sarartın. Ilıdıktan sonra kavanoza yerleştirin. Kavanozun kapak çizgisini geçmeyecek şekilde tuzlu ve limonlu su doldurun. Üzerlerine yarımşar domates yerleştirip, kapağını sıkıca kapatın. Bir tencerenin 2|3′ünü suyla doldurup, kapakları altta kalacak şekilde 1 saat kaynatın. Çıkardıktan sonra kapakları aşağıda olacak şekilde soğumaya bırakın. Serin bir yerde muhafaza edin.
KAYISI KONSERVESİ
MALZEMELER
1 kg kayısı
2 çorba kaşığı badem
1 su bardağı toz şeker
2 su bardağı su
YAPILIŞI
Kayısıları yıkayıp, çekirdeklerini ayıklayın ve ikiye bölün. Bademleri kaynar suda 10-15 dakika bekletip, kabuklarını çıkartın. Kayısıların kesik yerleri altta kalacak şekilde kavanoza yerleştirip aralarına bademleri serpin. 1 kiloluk kavanoz için; 1 su bardağı toz şeker ve 2 su bardağı suyu 5 dakika kaynatarak şurup hazırlayın. Şurup sıcakken, üstünde 1 parmak boşluk kalacak şekilde kavanoza boşaltın. Bir bıçağı bir kaç kere kayısılarla kavanozun kenarı arasına sokarak havasını alın. Kavanozun ağzını iyice kurulayıp, ardından kapağını kapatın. Büyük bir tencereyi suyla doldurun ve kavanozun kapağı altta kalacak şekilde içine yerleştirip yarım saat kaynatın.
RECELLER
YUMUŞAK MEYVELERDEN REÇEL YAPIMI
Yumuşak meyvelerden iki farklı yöntemle reçel yapabilirsiniz.
**Vişne, çilek, ahududu, şeftali gibi yumuşak dokulu meyveler ekşiliğine göre, üzerine uygun miktarda şeker dökerek bir gece bekletilir. Bu şekilde toz şeker meyvelerin suyunu çeker ve sulanır. Bu yöntemle pişirme yaparken pişirme sırasında üzerine su eklemeye gerek kalmaz.
**Daha sonra kıvamlı şurup hazırlanır ve meyveler içine atılıp kaynatılır. Ocaktan almadan önce içine limon suyu ekleyip bir taşım daha kaynatılır.
SERT MEYVELERDEN REÇEL YAPIMI
Ayva, armut, elma, portakal gibi sert dokulu meyveler önceden birkaç dakika haşlanır ve kaynayan şuruba atılarak pişirilir.
KIVAMI TUTTU MU?
Reçel yaparken kıvamına gelip gelmediğini birkaç şekilde anlayabilirsiniz.
*Kaynamakta olan reçelden bir damla tabağa koyun. Damla yayılmıyor ve şeklini koruyorsa reçelin kıvamı tutmuştur.
*Su dolu bir bardağa 1 damla reçelden damlatın. Damla dağılmadan bardağın tabanına inerse reçelinizin kıvamı tamamdır.
*Reçel kaynarken üzerinde oluşan köpük hafifçe kızarmış ve içindeki meyveler şeffaflaşmış ise reçeliniz olmuştur.
ŞEKERLENEN REÇELLER İÇİN
Reçelinizi bir kavanoz içinde soğuk su dolu tencereye koyun ve bu şekilde ocağa oturtun. Su kaynadıkça reçelin içindeki kristalleşmiş şeker taneleri de eriyecektir. Taneler eriyene kadar kaynatmaya devam edin.
İNCİR REÇELİ
MALZEMELER
1 kg reçellik incir
750 gram tozşeker
1 adet limon
YAPILIŞI
İncirleri bıçak yardımıyla soyun. Derin bir tencerenin içinde haşlayın. Ilındıktan sonra elinizle sıkarak suyunu süzün. Başka bir tencereye dizin. Üzerine şekeri ilave edin. Orta hararetli ateşte kaynatın. Kaynama sırasında oluşan köpüğü tahta kaşıkla alın. Reçel kıvamına geldiğinde limon suyunu ekleyin. Bir taşım daha kaynatıp ocağın üzerinden alın. Reçel sıcakken kavanoza doldurun. Soğuduktan sonra kapağını sıkıca kapatın. Güneş görmeyen yerde muhafaza edin.
TARÇINLI PORTAKAL REÇELİ
MALZEMELER
6 adet orta boy portakal
1 kg tozşeker
2-3 adet çubuk tarçın
Yarım limonun suyu
Yeterince su
YAPILIŞI
Portakalları yıkayıp bir kürdanla kabuklarını birkaç yerinden delin. Bir tencereye koyup üzerini geçecek kadar su ekleyin ve 20-25 dakika kısık ateşte haşlayın. Soğuduktan sonra küçük dilimler halinde doğrayın. Tencereye alıp üzerine tozşeker ve kırdığınız tarçınları ekleyip kapağını kapatın. Bu şekilde kısık ateşte 8-10 dakika pişirin.
FISTIKLI ÜZÜM REÇELİ
MALZEMELER
2 kilo iri taneli çekirdeksiz üzüm
Bir buçuk kilo tozşeker
5 çorba kaşığı dolmalık fıstık
5 su bardağı su
1 adet limonun suyu
YAPILIŞI
Dolmalık fıstığı yapışmaz yüzeyli bir tavaya alın. Kısık ateşte rengi dönene kadar kavurun ve ılınmaya bırakın. Üzümleri yıkayıp tanelere ayırın. Tozşeker ve suyu bir tencereye alın ve şurubu hazırlayın. Üzerinde oluşan köpükleri ara ara alın. Kaynayınca üzümleri ekleyip kıvamlanana kadar kısık ateşte kaynatın. Ocaktan almadan önce fıstıkları ve limon suyunu ekleyin. Bir-iki dakika sonra ocaktan alın.
BİBER SALÇASI
MALZEMELER
5 kilo kırmızı biber
Zeytinyağı
Tuz
YAPILIŞI
Biberleri yıkadıktan sonra saplarını kesin. Tohumlarını çıkartın. Bir tencerede biberler yumuşayıncaya kadar haşlayın. Ilındıktan sonra, bastırarak kevgirden geçirin. Etli kısmı tencereye alın. Üzerine tuz ve yeterince zeytinyağı gezdirin. Kısık ateşte kavurun. Kavanoza doldurup üzerine zeytinyağı koyun. Buzdolabında saklayın.
DOMATES SALÇASI
MALZEMELER
5 kilo yumuşak domates
Yarım kilo kaya tuzu
Gerekirse zeytinyağı
Domatesleri yıkayın. Ortadan ikiye ayrın. Geniş bir kaba doldurun. Üzerine tuzu ekleyin. 1 gün bekletin. Sonra domatesleri elinizle kevgirden geçirin. Posayı atın. Kıvamlı domates suyunu kumaş bir torbaya doldurun. Suyu süzülene dek bekletin. Torbada kalan domtes püresini geniş bir tepsiye yayın. Güneşte arada bir karıştırarak 2 gün bekletin. Kavanoza doldurun. Veya domates püresini geniş bir tencereye alın. Üzerine çok az zeytinyağı ekleyin. Kısık ateşte kavurun. Kavanoza doldurun. Üzerine dolduracak kadar zeytinyağı ekleyip buzdolabında saklayın.
Güzellik Uzmanı Sadiye Köz’den Detayları ile Lazer Epilasyon
Hanımlar Merhaba,
Bu haftaki konumuz epilasyon. Havaların soğuduğu, tenlerin bronzluğunu kaybetmeye başladığı bu günlerde lazer epilasyon yaptırmayı düşünenler araştırmalarına başlamışlardır diye düşünüyorum. Sizlere fikir vermek amacı ile lazer epilasyonun ayrıntılarına bir bakalım.
Lazer sistemi tıpta yaklaşık kırk yıldır kullanılmakta. Diş tedavilerinde ve göz ameliyatlarında lazer teknolojisinin sağladığı faydaları hepimiz biliyoruz.1990’ların sonlarına doğru bu teknoloji epilasyon sisteminde kullanılmaya başlandığında, bazılarımız artık kıllarımızdan tamamen kurtulacağımız için sevinirken, bazılarımızın hala tereddütleri vardı. Ancak kullanılmaya başlanıldığından bu yana herhangi bir kanser vakasına sebep olduğu görülmedi. Lazer epilasyondaki prensip, kıl foloküllerinde bulanan melaninin, lazer ışığının verdiği enerjiyle hapsolması ve bu enerjinin ısıya dönüşmesiyle birlikte kıl folokülünü tahrip etmesidir.
Lazer epilasyonda kendi bünyesinde guruplara ayrılır. Bunlar cihazların teknolojilerine göre belirlenir. Hangisi daha güvenli diye soracak olursanız bunu cevaplamak çok zordur. Kişinin ten ve kıl rengine göre her sistemin ayrı özelliği vardır. Örneğin; Alexandrite lazer açık renk kıllarda çok iyi netice verirken; koyu renkli tenlerde daha zayıftır. Nd yag lazer ise koyu tenli kişilerin daha çok fayda gördüğü bir cihazdır. Diod lazer olarak adlandırılan cihaz ise yüz bölgesinde daha etkilidir; fakat diğer cihazlara göre daha ağrılıdır.
Bu konuda özellikle belirtmek istediğim şey epilasyona karar verdiğinizde çok iyi araştırma yapmanızdır. Cihazların maliyetleri çok yüksek olduğundan her firma bünyesinde üç cihazı birden bulundurma imkanına sahip değildir ve doğal olarak elindeki cihazı pazarlama ihtiyacındadır. Cihazın sizin ihtiyacınıza cevap verebilecek bir cihaz olduğunu öğrenebilmek içinse iyi bir araştırma yapmanız, tüylerinizden daha çabuk kurtulmanızda da size avantaj sağlar.
Dikkat etmeniz gereken bir konu daha var ki bu bence en önemlisi. Sağlık Bakanlığı dermatolog veya plastik cerrah bulunmayan merkezlerde lazeri yasaklamıştır. Buna rağmen çoğu merkez bu işlemlerin doktor tarafından veya doktor gözetiminde uygulanması gerekirken sadece doktor diplomasını kiralayıp duvarına asarak estetisyen eğitimi bile almamış vasıfsız elemanlara uygulatmaktadır. Sadece ticari gelir elde etmek amacıyla bilimden ve etikten uzak kurumlardaki bu uygulama sonucunda, tüyleri sadece incelip azalmayan, hatta çoğalan; lazer epilasyon sonrası kalıcı yanık izleri ile yaşayanlar maalesef giderek artmaktadır. Bu sebepten eğer lazer uygulatacaksanız lütfen önce merkezde bulunan doktor ile görüşme talep edin.
Haftaya IPL sistemi hakkında ve iğneli epilasyonla ilgili bilgilerimi size aktarmak istiyorum. Haftaya görüşmek dileğiyle…
Güzellik Uzmanı Sadiye Köz
Rouge Güzellik (Estetik Merkezi)
Şaşkın Bakkal Küçük Ağa Sok. İffet Apt. No: 2/1 Kadıköy/İstanbul
Tel: 0216 360 52 06








