VETERİNER HEKİMİNİZ ŞEYLA HANIM ANLATIYOR: KEDİNİZİN HASTA OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?

13 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Uzmanlarımıza Sorun


 
Veteriner hekimizini ziyaret etmeden önce, kedinizin aşağıda listelenen değişiklikleri gösterip gostermediğini kendiniz kontrol  edebilirsiniz. Kediniz belki ortam değişikliğinden dolayı mutsuz olmuş veya basit bir enfeksiyon kapmış olabilir. Fakat davranışları ile duruşu, iştahın artıp azalması her zamanda ciddi bir hastalık belirtisi de olabilir.
Kedinizi incelemeye başlarken daha bir iki gün önce gösterdiği davranışları hatırlamaya çalışın. Hastalık öncesi alacağınız notlar hekiminizin teşhis ve tedavi sürecini kısaltacaktır.

 

Cevap Bulmanız Gereken Sorular Nelerdir?

-Yakın bir zamanda kediniz kayboldu mu? Bu süre zarfında bir kaza geçirmiş olabilir mi? Açık yarası var mı?
-En son ne zaman yemek yedi? Eğer yemek yemek istiyor fakat yemiyorsa, ağzında bir problem olmuş olabilir.
-Su içme miktarında  bir artış var mı?
-Kediniz en son ne zaman tuvalet ve idrarını yaptı?
-Tuvalet yapmakta zorlanıyorsa kabızlık yada idrar problemi olabilir.
-Kilo kaybı var mı?
-Kediniz kusuyor mu? Kusmugunda kedi yumağı mı yoksa yediği yemek mi var?
 

Fiziksel gözlem:
 

kedi1Kedinizi fiziksel olarak gözlemleyin. Bir sorunu varsa dış görüntüsünden anlıyabilirsiniz.
Normal oturup oturmadığını gözlenleyin. Yürürken halsiz ve bitkin mi?
Otururken kambur bir pozisyon alıyorsa bu bir ağrısı oldugunu gösterir.
 
NEFES ALMA:
 
Normal nefes sayısı kedilerde 25-30 dur. Daha hızlı solunum alıp verme varsa, bu solunum yolu problemi olabilir. Ancak sıcak havalarda ve efor sonrasında kedinizin sık sık nefes aldıgını unutmayın.
 
GÖZLER, KULAKLAR VE BURUN:
 
-Gözün saydam kısmında,  korneada çizilme, göz bebeğınde büyüme, gözde irinli akıntı olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Üst solunum yolu ile seyreden viral hastalıklarda burun akıntısıyla beraber gözde etkilenen bir organdır.
-Kulaklar kirli mi? Sürekli bir kaşıntı var mı? Kaşıntının şiddeti bazen kanamalara da neden olabilir. Genelde uyuz bazende mantar kulak cevresinde ve kulak üzerinde tüy kaybıyla beraber bazı belirtiler gosterir.
-Dış kulak veya orta kulak iltahapları kedinizin başını o yana doğru yatırmasına sebep olur.
Kedinizin ağzından salya akıyorsa, diş eti yangısı veya çürük bir diş en basit sebep olabilir.
-Yediği bir kemik veya oyun oynarken dikiş iğnesi yutmuşta olabilir. Nefesini koklayarak kokunun olup olmadıgını kontrol edebilirsiniz.
 
HAREKET:
 
Kedinizi hareket ettirerek gözlemleyin. Bacaklarında oluşan bir kırık yürümesini engelleyebilir.  Kediniz bu durumda topallayabilir veya ayağını yukarı kaldırarak basmaya çekinebilir.
Sindirim sisteminde bulunan yabancı bir madde, aşırı gergin idrar kesesi, yürürken ağrıya neden olacağından, harekette isteksiz olabilir.
 
DERİ, KARIN BÖLGESİ VE TÜM VÜCUT:
 
Ellerinizi kedinizin üzerınde gezdirerek:
Vücudunda bir şişlik var mı bakın? Bu şişlik apse, kist veya bir yağ bezesi olabilir.
Bölgesel olarak tüy kaybı veya tüylerinde kırılma oluşmuş mu? Aşırı bir kaşıntı deri hastalıklarını gösterir. Uyuz mantar, pire alerjisi veya gıda alerjisi olabilir.
Tüylerine yapışmış boya maddesi var mı? Patilerinin altındaki yanık, kirece veya zifte bastığını anlamanızı sağlar.
Kedinizin göbeği şiş mi? Peritonit, gebelik ihtimali, sindirim sisteminde gaz, kabızlık veya karaciğer hastalığını işaret ediyor olabilir.
 
EN SON ADIM:
 
kedi2Kedinize bütün bu işlemleri yaptıktan sonra hala bir problem gözleyebiliyorsanız; her şeyin iyi olabilme ihtimaline karşı bir gün daha beklemeye değer.
Kedinizin tuvalet kabını bu arada sık sık kontrol edin ve ihtiyacını nasıl yaptıgını uzaktan takip edin.
Sizin verdiklerinizin dışında başka bir şey yemediğine emin olmalısınız.
Bunları uyguladıktan sonra hala  kediniz için endişelenmeniz devam ediyorsa, mutlaka  veteriner hekiminize danışınız.
Kediler, diğer hayvanlar ve  insanlarda kullanılan ilaçlara, özellikle ağrı kesicilere karşı hassastırlar.Veteriner hekiminizin tavsiyesi olmadan kedinize ilaç kullanmayınız.

VETERİNER HEKİMİMİZ ŞEYLA HANIM’DAN YORKSHIRE TERRIER’İNİN BESLENMESİ HAKKINDA DETAYLI BİLGİ

08 Şubat 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Güncel, Manşet, Uzmanlarımıza Sorun

Yorkshire Terrier’inize ödül olarak veya rahatlıkla ekstra olarak verebileceğiniz gıdalar:

  yorkshire terrier                                 Peynir:

Peynir insanlar kadar köpekler için de besleyici bir gıdadır. Bu nedenle köpekler için hazırlanmış mamalarda ve ödül bisküvilerde peynire yer verilir. Peynir, A vitamini ve kalsiyum sağladığı gibi çok iyi kalitede protein içerir. Tuz içerdikleri için peynirinizi köpeğinizle beraber paylaşmayınız. Köpekler peynirin tadını çok sever. ”Tercih Ettiğimiz Peynirler” çok fazla yağ içerir. Ancak tuzsuz peynirin bir zararı yoktur.

Bira mayası:

Bira mayası B vitamini ve temel amino asit içeriklidir. Özünde mineraller bulunur. B1 vitamini sinir sistemine çok faydalıdır. B6 vitamini ise kan hücrelerinin oluşmasını destekler. B12 vitamini gelişme ve metabolizmada bulunan yağları ve proteinleri sağlar. Köpeğiniz için özel olarak üretilmiş ve ödül olarak da kullanabileceğiniz ”Bira Mayalı Tabletleri” kullanabilirsiniz. Bunları kutunun üzerinde yazan miktarlarda günlük olarak verebilirsiniz. Aynı zamanda bu ürünleri”Ödül Tableti” olarakta kullanabilirsiniz.

 Yoğurt:

Yoğurdun içinde sindirim sistemine yararlı olan bakteriler mevcuttur. Bakteriler bu kötü mantar ve mikropların üremesine engel olarak vücudu toksinlerden arındırır. Yoğurdun bir faydası da tıpkı insanlarda olduğu gibi Yorkshire Terrier’iniz ne olduğundan emin olmadığınız bir madde yediğinde, zehirlenmeye karşı “İlk Yardım” olarak kullanılabilecek en etkili gıdadır. Mide enfeksiyonlarından korur. Sindirim sisteminde yararlı bakteri ve mayaların üremesi içinde uygun bir ortam sağlayacaktır. Yoğurt, Yorkshire Terrier’inizin beslenme hayatının her evresinde kullanılması gereken ideal bir gıdadır. Yorkshire Terrier’inize verdiğiniz yoğurt taze, ne çok soğuk, ne de çok sıcak olmalı ve suyundan verilmemelidir. Verilecek miktarın günde 1 çorba kaşığı olması tavsiye edilir.

Yaşlı Yorkshire Terrier’lerde Beslenme:

yorkshire terrier1Düzenli ve dengeli bir beslenme tüm Canlılarda olduğu gibi köpekler içinde çok önemlidir. Köpeğinizin artık genç olmadıgını, daha az hareket ettiğini ve daha az kalori harcayacağını göz önünde bulundurmalısınız. Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücutta kas dokuda azalma ve yağ dokuda artış olur. Aktivitesi Azalan Köpeklerde mama miktarını ayarlayarak, aşırı şişmanlama önlenmelidir. Aksi halde aynı insanlarda olduğu gibi Yaşlılık nedeni ile hareketi Azalan metabolizmada kilo nedeniyle aşırı bir yük ve baskısı sonucu”Fonksiyonel Bozukluklar”ın oluşumu kaçınılmazdır. Enerji kaynağı olan karbonhidratların gıdasında yeterli düzeyde olmasına özen gösterilmelidir. Kolay sindirilebilen Lifli gıdaları tercih etmek, yetersiz hareket gibi bir nedenle gelişen bağırsak tembelleşmesinden Oluşan kabızlığın önlenmesine faydalı olur.

Yaşlanma ile birlikte böbrek fonksiyonlarında yavaşlama olacaktır. Köpeğinizin gıdasındaki protein oranının düşük olması yararlı olacaktır. Vitaminler normal vücut Metabolizması için gerekli olup vücutta üretilemezler ancak gıda ile alınır. Köpeğinizin yaşı ve günlük ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, yağ ve protein oranı azaltilmis, gerekli vitamin ve mineral dengesi sağlanmış “KÖPEK MAMASI” ibaresi bulunan özel mamalar, ideal gıda olacaktır.

 

Yaşlı bir köpeğin beslenmesinde dikkat etmeniz gereken ana konuları şöyle sıralayabiliriz …

* Mama gramajını tavsiye edilen miktarda azaltmak ve Mümkünse bu ölçüyü günde iki öğüne bölerek vermek
* Sindirilebilirliği yüksek, protein ve yağ oranı düşük gıdaları yani özel mama tercih etmek
* Temiz ve yeterli suyu sürekli bulundurmak
* Veteriner Hekim önerisi ile gerekli mineral ve vitamin takviyesi yapmak.
Ev yemeklerinde gerekli oran ve dengeleri sağlamak oldukça güçtür.

Yorkshire Terrier’nize ASLA yedirmemeniz gereken gıdalar:

1. Çikolata: 100 gr ve fazlası onu ölüme götürür.

Zaman zaman köpeğimize bir parça çikolatadan ne çıkabilir ki düşüncesi ile ona bir parça vermekten kendimizi alıkoyamayız. Çikolata da”Teobromin”maddesi bulunur.Teobromin ve kafeinin her birinin öldürücü dozu 100-200 mg / kg ‘dır. Ama ağır zehirlenmeler ve yaşamı tehdit eden klinik belirtiler bu dozların altında da görülebilir.

Amerika Birleşik Devletleri Hayvan Zehir Kontrol merkezinin (APCC) verilerine göre, 20 mg / teobromin kas kg alanlarda orta dereceli klinik belirtiler kas spazmları, çekilmeleri, titremeler, felçler, bilinç kaybı, taşikardi görülmektedir . Metilksantinler plasentayı geçerek anne karnındaki yavruyu da etkiler. Ayrıca süte de geçtiklerinden henüz süt emen yavrular da bundan etkilenirler.

Ilk belirtiler genelde yedikten sonra kusma ve ishal ile başlar. Uzun vadede bu midenin hazımsızlığına bağlı olarak ülser belirtileri göstermeye başlar. Eğer fazla miktarda çikolata tükettiyse thebromine kana karışır ve sinirsel bozukluklar ve kalp krizine çevirir. Ağır vakalarda komaya girer ve ani ölümle noktalanır.Ölen hayvanlarda yapılan otopsilerde, sindirim kanalı mukozasında konjesyon ve hiperemi görülmektedir

2. Alkol: Köpeğinize asla Şarap ve Bira vermeyiniz

3. İlaçlar: Veteriner Hekiminize danışmadan asla kullanmayınız.

4. Pişmemiş yumurta : Bünyede biotini absorbe edilmesini yavaşlatır.

5. Balık : Balık B1 vitaminini yok ettiğinden zararlıdır.

6. Pişmiş yumurta beyazı : Avitine ihtiva eder, vücutlarında protein ve yağ üretimine destek olan B8 ve biotini yok eder.

7. Domuz : Pişmiş veya çiğ domuz eti asla yedirilmemelidir. Domuz etinden ölümcül hastalık kapma riski çok yüksektir.

8. Tuz : Köpeklerde terleme olmadığından (Köpeklerde terler fakat ter bezleri iş yapamayacak kadar küçüktür) ve tuzu terle atamadıklarından dolayı ölüm sebebi olabilir.

9. Kuru veya yaş üzüm : Bel kemiği tahribatına neden olur.

10. Avokado ve Kayısı Çekirdeği

11. Tüm çiğ sebzeler: Köpeğinizin midesini yorar. Hazmı zordur.

12. Ekmek kabuğu ve küçük kemikler : Mide ve sindirim sistemini felce uğratabildiğinden vermemeniz önerilir.

13. Lahana, karnıbahar, fasulye, Kuşkonmaz, Havuç, Ispanak, domates, şalgam: Çok fazla çiğ verildiğinde”Toksin”içererek köpeğinizin ölümüne sebebiyet verir.

14.Kiraz Çekirdeği : Kusma, solunum güçlüğü, koma.

15.Patates:Patatesin özünde bulunan maddeler köpeğinizin midesi tarafından zor öğütülecek ve onun kusmasına sebebiyet verecek ve uzun vadede buna bağlı Hastalıklara yol açabilecektir.

16. Sarımsak-soğan : Kanlarındaki alyuvarları yok ederek kansızlığa yol açar. Zehirleyici etki yaratan sebzelerdir.

17. Kedi MAMASI : Çok yağlı ve yüksek protein içerir, mümkün olduğunca verilmemelidir.

18. Süt : İshal ve gaz yapar. Laktaz içerdiği için bağırsaktan emilemez ve ”iSHALE” neden olur, kusma da yapabilir.

19.Kahve ve çay : Asla köpeğinize içirmeyiniz.

20.Tütün : Kusma, baş dönmesi, salyalama, kalp atışında hızlanma.

21.Yağlı ve soslu yemekler : Asla vermeyiniz yan etki göstermese bile köpeğinizin aşırı kilolu ve obez olmasına yol açaarlar.

Beyaz Dişlere Sahip Olmak İçin…

yasemin ablaSosyal ortamlarda kendimizi beyaz dişlerle daha rahat ve güvende hissederiz. Güzel bir gülüş, bakımlı bir ağız ve beyaz dişler her zaman etkileyicidir.  Günümüzde dişlerin beyazlamasının en pratik yolu diş beyazlatma işlemidir. Eğer dişlerinizle ilgili sıkıntınız yalnızca renginden kaynaklanıyorsa şekil bozukluğu ya da başka problemler yoksa beyazlatma işlemini yaptırabilirsiniz.

Beyazlatma işlemi %10 ila % 35-40 oranında  karbamid ve hidrojen peroksit içereren beyazlatma ajanları ile yapılır.

Beyazlatma işlemi 2 şekilde uygulanır:

 1-Ev tipi beyazlatma

Beyazlatma uygulanacak kişinin ağzından  dişlerin ölçüsü alınarak ,ona uygun şeffaf plaklar hazırlanır.Bu plaklara genellikle karbamid peroksit içerikli beyazlatma ajanları özel şırıngaları yardımıyla konur.Bu plaklar günde 4 -8 saat arası ağzımıza yerleştirilir.2-3 günlük hekim kontrolleri ile 2 hafta içinde istenilen renge ulaşılır.

 2-Ofis tipi beyazlatma

Genellikle %35 lik hidrojen peroksit ,dişeti koruyucusu uygulanan dişlere sürülür ve çeşitli ışık kaynaklarıyla aktive edilir.Muayenehane ortamında 2 -3 seans içinde mükemmel beyazlık elde edilir.Seanslar arası 1′er haftadır. Her seans ise 1 -1,5 saat kadar sürer. 6ay sonra ise gerek duyulursa bir seans daha tamamlayıcı tedavi uygulanır.

 Dişlerinizin rengi çok koyu ise ofis tipi beyazlatma ile ev tipi beyazlatma kombine olarak kullanılmalıdır.Beyazlatma işlemi sonrası ön dişlerinizde varolan dolgularınızı ve kaplamalarınızı elde ettiğimiz yeni renge uygun olarak değiştirmemiz gerekir.Çünkü beyazlatma işleminde dişler gibi dolguların ve kaplamaların rengi açılmaz.

diş 1diş2Hemen hemen bütün dişlerde beyazlatma işlemi başarıyla uygulanır.Yalnızca tetrasiklin renklenmeleri ve florozis renklenmeleri gibi bir takım etkenlerin sebep olduğu koyu kahve ve grimsi renklenmelerde başarı oranı düşüktür.

Yukarıda bahsettiğim işlemleri dişhekiminize yaptırdığınız takdirde dişleriniz beyazlayacak ve daha hoş bir görünüme sahip olacaksınız.

Diş sağlığınızı ihmal etmemeniz dileği ile….

Dişhekimi Yasemin Aydeniz

 Tel: 0216 369 36 03            

Bağdat Cad. Selçuk Apt. No.397 A Blok Daire: 3  Suadiye/İstanbul

Ateş nedir ve Nasıl Ölçülür?

10 Eylül 2009 Yazan Author  
Kategori Sağlık, Uzmanlarımıza Sorun, Çocuk Sağlığı

atesÇocuklarda normal vücut sıcaklığı 36-37,8 arasındadır. Üst sınır olan 37,8′in üzeri ise yüksek ateş olarak tanımlanır. Ancak, ateş bir hastalık değil bazı hastalıkların önemli bir belirtisi ve bulgusudur. Şunu da belirtmekte fayda vardır ki;  bugün hala ateşin vücudun neresinden ve nasıl ölçüleceği hususunda tam bir fikir birliği sağlanamamıştır.

Çocuklarda vücut ısısı erişkinlerden 0,5 derece daha yüksektir ve ancak 1 yaş civarında erişkinlerle aynı düzeye gelir. Çocuğunuzun ateşinin olup, olmadığını kabaca elinizin tersini çocuğunuzun alnına koyarak anlayabilirsiniz. Eğer çocuk titriyorsa, bu ateşin daha da yükseleceğinin bir göstergesidir. Dereceyi net olarak bilmek için bir termometre ihtiyaç vardır. Bebekler ve çocuklarda kolyalıkla kullanılabilen civalı termometreler piyasada mevcuttur.

2 yaş altı çocuklarımızda ateşi makattan, 2-6 yaş arasında koltuk altından, 6 yaşından büyüklerde ise dil altı veya koltuk altından ölçüyoruz.  Son yıllarda ise kulaktan ölçüm yapan elektronik kulak termometreleri daha güvenli bulunuyor ve daha çok tavsiye ediliyor.

cocuklarda_ates  Yüksek Ateşi Nasıl Düşürebiliriz?

Ateşi yüksek olan çocuğunuzun üstünü açın; titrese bile üzerini örtmeyin.  Oda ısısın fazla yüksek olmamasına dikkat ederek; çocuğunuza su, meyva suyu gibi bol sıvı gıdalar verin. Buna rağmen gene ateş düşmüyorsa, çocuğunuza ateş düşürücü şurup verin. Hala yüksek ateş devam ediyorsa, ateşin sebebinin araştırılması için çocuk doktorunuza danışın.