HANGİ YAŞTA HANGİ SPORA, HANGİ ENSTRÜMANA???

03 Eylül 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Manşet, Çocuk Sağlığı

Çocuklarınızı televizyon ve internet bağımlılığından korumanın, yaratıcı, hayal gücü geniş çocuklar yetiştirmenin iki yolu var: Biri müzik, diğeri de spor. Siz istediğiniz kadar evde televizyona yasak koyun. Çocuğunuz isterse açmanın bir yolunu bulur. Bu sebeple yazımızı mutlaka okuyun!!!

ENSTRÜMAN SEÇİMİ

çocuk ve müzikÇocuğun fiziksel yapısı göz önüne alındığında dört yaş itibariyle piyano eğitimine başlanabilir. Bu tabii ki pedagojik eğitim almış, dört yaş çocuğuyla iletişim kurabilecek bir eğitmen eşliğinde olmalıdır. Piyano ufak yaşta başlanabilecek bir enstrüman özelliğine sahiptir. Piyanonun direkt reaksiyon ve melodi verebilme özelliğinin payı bunda çok büyüktür. Bu yaşlardaki çocuklar keman, gitar, flüt, davul vb. enstrümanlardan belirli bir yaşa kadar ses alamadıkları için melodi çıkartmakta zorlanacaklarından başlatılırsa bile hemen soğuyabilirler.

Bunun tehlikeli yanı çocuğun müzikten tamamen soğuması olabilir. 7-8 yaştan itibaren keman eğitimine başlamak doğrudur. 8-9 yaş aralığında çocukların ilgisine göre gitar ve davul gibi enstrümanlara yönelmeleri sağlanabilir. Konservatuvarlarda enstrüman seçimi 11 yaşında yapılır. Demek oluyor ki çocuk 11 yaşından itibaren istediği her enstrümanı seçebilir, çalabilir. Hiçbir zaman bir enstrümana başlamak için geç kalındığı düşünülmemelidir. Merakı, hevesi olan 50 yaşındaki bir kişi bile istediği herhangi bir enstrümanı çalmaya başlayabilir.

En  çok dikkat edilmesi gereken konu eğitmen seçimidir. Doğru eğitmen, enstrümanı iyi çalabilen kişi anlamına gelir. Eğitmen önce müziği sevdirmeli, ardından karşısındaki kişinin amaçlarını, isteklerini anlayabilecek biri olmalıdır.

ÇOCUĞUNUZ HANGİ YAŞTA HANGİ SPORU YAPMALI?

2-3 YAŞ

Sadece koşmak, yakalama, zıplama gibi temel hareketleri yapabilirler. Bu nedenle bu yaşta bir spor tercihi yapmak yerine, aileler çocukların aile bireyleri ve arkadaşlarıyla oyun oynamalarını sağlamalıdır. Bu amaçla bahçede koşma, yürüme, dans etme, suda gözetim altında oynama ve deneyimli kişiler eşliğinde jimnastik seçilebilir.

spor ve çocuk4-6 YAŞ

Dans etme, yüzme, jimnastik, ip atlama, elim sende, sek sek oynayabilir; üç tekerlekli bisiklete binebilir. Bu yaşta deneyimli kişiler eşliğinde yüzme ve jimnastiğe başlanabilir. Altı yaşından sonra çocuklarda güvenli ve kontrollü hareket yapma yeteneği gelişir ve spor tercihleri yavaş yavaş oluşmaya başlar.

 

7-10 YAŞ ARASI

Jimnastik, yüzme, futbol, basketbol, voleybol, hentbol, bisiklet, tenis, yüzme gibi sporlarla ilgili temel eğitime ve bunların birleşimini içeren sporlara başlayabilirler. Zaman zaman bazı spor kulüpleri çocuklara ve ailelereyanlış yönlendirme yapabilmektedirler. Eğer çocuk sadece basketbol oynanan bir spor kulübüne gidiyorsa, çocuğa basketbolun tüm detayları yavaş yavaş verilmeye çalışılır. Ama asıl yapılması gereken çocuklara tüm toplu sporları içeren oyunlar oynatıp, onların el-göz hareket koordinasyonunun gelişmesini sağlamaktır.

10 YAŞ SONRASI

Önceki yaşlarda başladıkları sporları daha organize olarak yapmaya devam ederken, atletizm, güreş ve küreğe başlayabilirler. Birkaç yıl sonra ise daha çok kuvvet gerektiren sporlara; boks, tekvando, karateye yönlendirilebilirler. Bu sporlara daha erken de başlanabilir, ama yine de direkt bu sporlara değil, onların alt yapısını oluşturacak, esnekliklerini, dengelerini ve koordinasyonlarını geliştirecek temel hareketleri içeren antrenmanlara başlamak uygun olacaktır.

 

 

 

ÇOCUĞUNUZ YÜZMEYE BAŞLARKEN…

20 Temmuz 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Güncel, Manşet, Çocuk Sağlığı

Yaz sıcaklarının başlaması, okulların kapanmasıyla birlikte herkes yavaş yavaş tatil hayalleri kurmaya başladı. Yaz tatili denince akla ilk gelenlerden biri de ”yüzme aktivitesi” oluyor. İşte çocukların yüzme aktivitesiyle ilgili bilinmesi gereken bazı konular.

yüzmeyi öğrenen çocukYüzme, her yaşta herkes için çok önemli sportif bir aktivite. Her şeyden önemlisi bu aktivite, bol bol hareket etmemizi sağlıyor. Her yaz, tatil yerlerinde, su kenarlarında en çok da çocukların bitap düşene dek eğlendiklerine şahit oluyoruz. Anne- babalar da çocuklarını oyalayan bu aktiviteden dolayı gayet mutlu oluyorlar. Peki yüzme sporunu ne kadar tanıyoruz ve çocukların yüzmeyi öğrenmeleri için ne kadar çabaliyoruz? İhmalkar davranmaya gelmeyecek kadar ciddiye alınması gereken yüzme aktivitesi hakkında merak edilenleri Coliseum Sportif Yaşam Merkezi’nden Yüzme ve Dalış Eğitmeni Gökhan Gökal anlattı.

 

 

 

YÜZMENİN ÇOCUK GELİŞİMİNDEKİ ÖNEMİ NEDİR?

Yüzme, çocuklarda kas-iskelet yapısının gelişimine yardımcı olan bir spor dalıdır. Bütün spor dallarının temelini oluşturur. Çocukların koordinasyonlarını geliştirir ve ileride yapacakları spor dalları için anne-babalara  yüzme eğitimi mutlaka tavsiye edilir. Ayrıca çocukların metabolizmasının hızlandırarak yemek problemi olan çocukların daha fazla açıkmasını ve yemek yemesini sağlar.

ÇOCUKLAR KAÇ YAŞINDA YÜZME ÖĞRENEBİLİR?

Çocukların yüzmeye başlama yaşı 6′dır. Fakat günümüzde bu yaş grubu 4′e kadar inmiştir. Çocuk eğer emir ve komut alabiliyorsa ve fiziksel gelişimi iyiyse daha küçük yaşlarda da yüzme öğrenebilir.

ÇOCUKLARA NASIL YÜZME ÖĞRETİLİR?

Çocuklara; ‘’suyu sevdirme”, ‘’suya nefes verme” ve ”ayak vurma” olacak şekilde 3 evrede yüzme öğretilir.

KLORLU HAVUZLARIN ÇOCUKLAR İÇİN BİR RİSKİ VAR MI?

Elbette yüzmek için, havuz veya deniz de temiz bir suyu tercih etmeliyiz. Havuzların hijyeni klorlamayla sağlanır. Ancak, bu klor hassas bazı kişilerde gözlerde alerjiye neden olur. Astımı ve hava yolları hassas olan çocuklarda  da solunum sıkıntısı yaratabilir. Bu etki, özellikle havalandırması yetersiz olan kapalı havuzlarda daha da artar. Klorlu havuz, çocukların hassas cilt yapısına eğer dozajı fazla olursa alerjik etki yapabilir. Çoğu zaman gözlere zarar vermese de yakıp kızarmasına neden olur. Yüzme gözlüğü kullanarak bu sorunu ortadan kaldırabiliriz.

MARİFETLİ BEBEKLER

17 Temmuz 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Manşet, Çocuk Sağlığı

bebekNASIL DA ANLIYORLAR!

Henüz yeni doğmuş bile olsalar size anlayan gözlerle bakan bebeklerin ne kadar marifetleri olduklarını biliyor musunuz? Kokunuzu ve teninizi tanır, duygularınızı hissederler.

*BEBEKLER BİR NESNEYE 8-15 SANİYE ODAKLANABİLİRLER

Desenli ve hareket halindeki şeyler daha çabuk dikkatlerini çeker. Başını ve gözlerini uzun bir süre ondan ayırmayabilir hatta izlediklerini taklit etmeye, duydukları sesi çıkarmayabilirler.

 

*ONLARLA KONUŞUN

Sesinizi tanıyacak ve sizi dinleyecektir. Dilerseniz şarkı söyleyin; banyoda, yemekte, bezini değiştirirken…Konuşmaya erken başlamasında bu ilk diyaloglar önemlidir.

*ONUN DOKUNUŞLARINA KARŞILIK VERİN

Aranızda kurduğunuz temasın, sevginizin bir göstergesi olduğunu unutmayın. Onu kucağınıza aldığınızda susmasının sebebi de bu olsa gerek. Tabi onu sürekli kucağınıza almadan da güvende olduğunu hissettirmeye çalışın  yoksa kollarınızda derman kalmayabilir.

ÇOCUKLARIMIZLA DOĞRU İLETİŞİM KURABİLİYOR MUYUZ?

23 Nisan 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Manşet, Çocuk Sağlığı

Anne babalar, çocuklarıyla bir sorun, bir sıkıntı yaşadıklarında, çocuğa soru sorarak ya da öğüt vererek sorunların çözüleceğini düşünürler. İlişkilerin sağlam temellere oturması için tabii ki anne babalar çocuklarıyla konuşmalıdır. Çocuklar da anne babalarıyla konuşma gereği hissetmelidir. Ancak yaklaşım iyi niyetli olsa da sorunu çözmeye yetmez; hatta içinden çıkılmaz hale getirebilir. Yanlış yaklaşımlar çocuk ile  anne baba arasındaki iletişime engel oluşturabilir.
 
Öyleyse Doğru İletişim İçin Nelerden Uzak Durmalıyız?
 
 
emir vermekEMİR VERMEK, YÖNETMEK     
 
İster yetişkin ister çocuk olsun, kimse emir almaktan hoşlanmaz. Kendisi ile ilgili bir konuda en az bir seçeneğinin olmasını beklemek herkesin hakkıdır.
Örnek:  Başka annne babaların ne yaptığı umurumda değil, eve en geç saat 7′ de geleceksin!
                   Annenle böyle konuşma !
                   Şikayet etmeyi bırak!
 
TEHDİT ETMEK, GÖZDAĞI VERMEK
       
Tehdit edilen çocuk, kendini korumaya geçip benzer bir tavır takınabilir ya da sinip köşesine çekilir. Ancak iç dünyasında bunu büyütür. Tehdit sevgiyi törpüler, güvensizlik yaratır.
Örnek:Eğer yatağa hemen şimdi gitmezsen dayağı şimdi yiyeceksin!
                 Geçen gün ağladığında başına neler geldiğini biliyorsun değil mi?
 
dövülmüş çocukYARGILAMAK, ELEŞTİRMEK, SUÇLAMAK
 
Yargılanan, her davranışı eleştirilen ve suçlanan çocuk, kendisine bu davranışları sergileyen kişiye karşı tepki geliştirir. Sürekli savunma durumunda olur. İçten içe olumsuz düşünceler geliştirebilir. Kendisine yapılan olumsuz eleştirileri içselleştirebilir. Bir süre sonra bakarsınız ki çocuğunuz tıpkı eleştirdiğiniz gibi olmuş.
Örnek:Sen çok pis bir çocuksun
                 Her zamanki gibi yine hatalısın.
                  Çok düşüncesizsin.
 
AD TAKMAK, ALAY ETMEK, UTANDIRMAK
 
Bu eylemlerin üçü de çocuğun öz güvenini yerle bir eder. Zayıf kişilikli, korkak, kendini sevemeyen bir birey olur.
Örnek:Korkak sen de.
                 Koskoca çocuk oldun hala ağlıyorsun.
         
KARŞILAŞTIRMAK- KIYASLAMAK
 
Sürekli olarak başkaları ile kıyaslanan çocuk kendini değersiz hisseder. Motivasyon sağlamak için başvurulan bu yöntem, geri teper. Bu yalnızca çocuğun hevesini kırmaya yarar.
Örnek:Bak ablan ne güzel yemek yiyor.
                 Ayşe Hanım’ın kızının karnesini gördün mü? Bir de kendi karnene bak.
 
VAAZ VERMEK, AHLAK DERSİ VERMEK
 
Sadece çocuklar değil, yetişkinler de vaaz dinlemekten hoşlanmazlar. Söylenenler ne kadar doğru olsa da, yöntem yanlış olduğundan, bir işe yaramaz. Bu tutumu sergileyen ebeveyn çocuğu kendinden uzaklaştırır.
Örnek:Sen her zaman öğretmenlerine saygılı olmalısın.
                 Biri bir şey okurken rahatsız edilmez.
 
Çocuklarımızla aramızdaki iletişimde doğru davranışlar nasıl olmalıdır? Elbette saygı birinci sırada gelir. Çocuk da olsa onun bir birey olduğunu hep hatırlamalıyız. Çocuklarımız bizim aynamız gibidirler. Ne görürlerse onu yansıtırlar.
Beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz davranışları varsa, önce dönüp kendimize bakmalıyız. Kendi yanlışlarımızı düzeltmeye çalışmalıyız öncelikle. Geriye, doğru davranışları ona nasıl öğreteceğimiz kalır ki, bu da biraz çaba, biraz sabır ve bolca da sevgi gerektirir.
Ona doğruyu öğretmenin yolu, her zaman yanında olduğumuzu ve onu ne kadar sevdiğimizi hissettirmekten geçer.
Bir sorun ile bize geldiği zaman, yapılacak en iyi şey onu dinlemektir.
Hemen, ne yapacağını söylemek yerine, önce onun ne düşündüğünü sormak doğru olan tutumdur.
Ona sınırlamalar koyarken çok katı olmaktan uzak durmak gerekir.
Kuralları koyan büyükler olmalı. Ancak, çocukların fikirleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Mantık çerçevesi içinde davranılmalıdır.
Çocuklarında olumsuz davranışlar gören anne babalar üzülürler. Bunun sonucu olarak duygusal davranırlar. Yaptığı yanlışı yüzüne vurmak, yapılan en büyük yanlışlardandır. Bunun yerine sakince konuşmak,
kişiliğine değil, davranışına yönelik eleştiri yapmak daha uygundur.
Güzel davranışlarından övgü ile söz etmeli. Hatalı davranışı ile doğru davranışlarını kıyaslamak, hatasını görmesini sağlar.
Takdir görmek, onu doğru davranışlar, iyi alışkanlıklar edinme  konusunda motive edecektir.
Sevgi dolu yarınlar dileğiyle…..

BEBEKLERİNİZİN GİYSİLERİNE KİMYASALLAR DEĞMESİN!

06 Nisan 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Güncel, Manşet, Çocuk Sağlığı

Yüzde 100 Ekolojik anti alerjik sıvı bebek deterjanı Ecos, artık Türkiye’de…

ORGANİK BEBEK SABUNUABD, Fransa ve İngiltere’de on binlerce annenin memnuniyetle kullandığı anti alerjik bitki özlerinden yapılmış, bebekler, çocuklar ve hassas ciltli erişkinler için özel tasarlanmış Ecos Bitkisel Bebek Çamaşır Deterjanı artık Türkiye’de.

Alerjik hastalıklar, insan sağlığını hızla tehdit ediyor. Çocuklarda görülen alerjiler, ilerleyen yaşlarda üst ve alt solunum yolları ile bağışıklık sisteminde çeşitli sağlık problemlerine yol açabiliyor. Doğal temizlik ve sağlıklı ortamlar hazırlamak amacıyla kurulan Organik Temizlik Merkezi (OTM), yüzde 100 ekolojik anti alerjik sıvı bebek deterjanı Ecos’u annelerin kullanımına sunuyor.

Tamamen doğal hammaddelerle üretilen Ecos Bitkisel Bebek Çamaşır Deterjanı kesinlikle petrokimyasal ağartıcılar, amonyak fosfatlar, formaldehitler içermiyor. Optic parlatıcı içermemesi de cilt üzerinde alerjik etki bırakma ihtimali olan tüm maddelerden kaçınılmasının yanı sıra doğal PH içeriği ile maksimum hassasiyet sağlıyor.

 

BEBEKTüm çamaşırlarda rahatlıkla kullanılabilmesi ve yumuşatıcıya gerek duymayan özelliğiyle Ecos Bitkisel Bebek Çamaşır Deterjanı, ekonomik bir avantajı beraberinde getiriyor. 1,5 litre deterjan ile 50 yıkama yapılabiliyor. Ayrıca, soğuk sudan 70 dereceye kadar etkili olabilen Ecos Bitkisel Bebek Çamaşır Deterjanı böylelikle önemli bir enerji tasarrufu sağlıyor.

Ecos Bitkisel Bebek Çamaşır Deterjanı, www.biotemizlik.com, İstinye Park’daki Boyner Organik Pazarı ve tüm Tekzen mağazalarında satışa sunulmuştur.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin;             Markaevi/0212 240 85 85

REZENE: BEBEKLERDEKİ GAZ SANCISINA BİREBİR!!!

05 Mart 2010 Yazan didem  
Kategori Genel, Manşet, Sağlık, Çocuk Sağlığı

REZENERezene bir kültür bitkisidir. Drog olarak kullanılan tohumları, şifalı bitki satıcılarından alınabilir.

Rezene, öksürükte balgam söktürücü, özellikle çocukları yatıştırıcı ve mide şişkinliklerini giderici olarak geliştirilmiş pek çok ilaçta etkin madde kaynağı olarak kullanılır. Kullanımı kolay olduğu için, sindirim sorunu olan bebeklere ve küçük çocuklara rahatlıkla verilebilir. Rezene, sindirim sistemi kramplarını çözücü etkiye sahiptir.

Sütü yeterli olmayan genç annelerin sütlerini artırır.

Bebek mamalarına rezene çayı karıştırıldığında, gaz sancıları görülmez. Rezene, anasonla birlikte karıştırıldığında, hem daha etkili hem de daha lezzetli olur.

Sindirim sorunlarından kaynaklanan baş ağrılarını dindirir. Kısaca ve genellikle, sindirim zorlukları, şişkinlik, iştahsızlık, balgamlanma, adet görme zorlukları, yetersiz süt salgılama, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıkları, göz kapağı iltihabı ve sinirlilik hallerine karşı başarıyla kullanılabilir.

Bitki çayının, özellikle öksürüğe ve akciğer hastalıklarına, boğmaca ve astımda kramplara karşı kullanılmasında büyük yarar vardır. Migrene karşı da denenmelidir. Bazı migren türlerinin kaynağı mide olabilir. Rezene mideyi rahatlattığına göre, migren ağrısını da azaltabilir veya geçirebilir.

Yorgun, iltihaplı veya iyi göremeyen gözler, rezene çayı ile günde 2-3 kere yıkanabilir, hatta bitki buğusuna da tutulabilir. 1-2 tatlı kaşığı rezene havanda hafifçe ezilir, 1 bardak kaynar su ile haşlanır ve 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür.

Buğu tedavisinde, demlenmeyi beklemeye gerek yoktur. Haşlamadan hemen sonra, kafa büyük bir havluyla örtülür ve buğunun gözleri etkilemesi beklenir. Bu uygulamadan ancak 1 saat sonra açık havaya çıkılmalıdır.

REZENE ÇAYI

1-2 tatlı kaşığı dolusu hafifçe ezilmiş tohum, 1 bardak kaynar su ile haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İştah açıcı olarak yemeklerden 1 saat kadar önce, tatlandırılmadan içilir. Sindirim sistemini uyarmak ve şişkinliği gidermek için, yemekten sonra tatlandırılmadan içilir.

Kaynak: Sağlık Doğadan Gelir, NİYAZİ ERÖZTÜRK

Yan Etkileri: Çok ender olarak deri alerjileri görülebilir. Başkaca hiçbir yan etkisi yoktur.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE KİLİT NOKTALAR

06 Kasım 2009 Yazan Author  
Kategori Genel, Sağlık, Çocuk Sağlığı

cocuk_egitimBu hafta, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Doktorumuz Doç. Dr. Abdulkadir Bozaykut’la çocuk eğitimini konuştuk. Uzmanımız, çocuk eğitiminde kilit rol oynayan unsurları bizlere anlattı.

  • Çocuk eğitiminde önemli noktalar nelerdir?

Aileler, çocuk eğitimi ile ilgili olarak sık sık bize başvuruyorlar. Öncelikle, ailelere empati kurmalarını öneriyorum. Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmak ve bunu ona hissettirmek, sağlıklı aile-çocuk ilişkilerinde temeldir. Çocuğunuza, değer verdiğinizi ve onu her yönü ile kabul ettiğinizi, sevdiğinizi içten bir şekilde hissettiren aileler, çocukları ile doğru frekansta buluşuyor.

Çocuğunuzu yetiştirirken, ona yaşına uygun sorumluluklar vermek ve hata yaptığında aşırı tepki göstermek yerine, her hatanın aynı zamanda yeni bir durumu öğrenmesine vesile olacağını anlatmak da çocuk eğitiminin temel ilkelerindendir.

Tutarlı davranışlar sergilemek de çocuğunuzun sizi net bir şekilde algılamasını sağlaması açısından önemlidir. Anne ve babanın, olaylar karşısında tutarsız tavırlar sergilemesi çocuğun zihninde anlam karmaşası yaratabilir.

Ödüller ve cezalar ise çocuğunuza son dakika süprizi şeklinde verilmemelidir. Vereceğiniz sinyaller çocuğunuzun olayların nasıl sonuçları olabileceğini netleştirmelidir. Aşırı ödüller veya sürpriz cezalar, çocuğunuzun sizinle ilgili algılarını çıkmaza sokabilecek türde davranışlardır. Çocuğunuzu hatalı davranışları sonucu uyarmak ama kişiliğini eleştirmemek, çocuk eğitiminde önemli noktalardandır.

  • Çocuğumuzla iyi bir iletişim kurmak için neler yapmalıyız?

Çocuğumuz gözlerini açtığı andan itibaren iletişim başlamış demektir.  Bu andan itibaren çocuğunuzla kuracağınız iyi iletişim hayatın boyunca onun kendine güvenini sağlayacak, çevresi ile ilişkilerinde kilit rol oynayacaktır.

cute little child take dandelion from adult in summer outdoorBir evvelki sorunuza vermiş olduğum cevabı takip edecek ailelerin çocukları ile iyi iletişim kurmaları  kolaylaşacaktır. Bu temel noktalara dikkat ettiğiniz halde, çocuğunuzun kişisel gelişimi daha sağlıklı olacaktır. Aynı zamanda, davranış ve sözleriniz çocuğunuz için daha fazla anlam ifade edecektir. Çocuğunuzda görebileceğiniz olumsuz alışkanlıklara zamanında müdahale etme şansı da daha fazla olacaktır.

Basit bir örnekle anlattıklarımızı somutlaştıralım. Farz edelim ki, çocuğunuz sizinle konuşmak istiyor ama siz de o esnada haber programını izlemek istiyorsunuz. Burada, size önerimiz televizyondaki programa çocuğunuzla konuştuktan sonra devam etmeniz. Öncelikle çocuğunuzla göz teması kurmak ve onu dinlediğinizi göstermek aranızda iletişimin güçlenmesini sağlayacaktır. Bir diğer önemli noktada, çocuğunuzla konuşurken onunla aynı hizada olmaya çalışmaktır. Ona çok yukarıdan veya aşağıdan bakmayın; onu dinlerken de onu kesmemeye veya cümlelerini tamamlamamaya dikkat edin.

Sizin de onunla özel olarak konuşmak istedikleriniz olabilir. O halde, onunla baş başa kaldıktan sonra konuyu onunla paylaşmaya özen gösterin. Aranızda özel olarak belirlediğiniz konularda ulu orta konuşmayın ve ondan izin almadan bu mevzulardan kimseye bahsetmeyin.

  • Okul öncesi bir çocuğa verilecek ödüller neler olabilir?

2-6 yaş arası çocuklarımıza, onların seveceği bireysel ödüllerin yanı sıra genel bir takım ödüller de verilebilinir. Parka götürmek, masal okumak veya anlatmak, beraber resim yapmak ve müzik dinlemek, günlük planlar yapılırken onu da dahil etmek bu yaş grubuna verilecek en basit ödüllerdir.

  • Peki, okul çağındaki çocuklarımızı nasıl ödüllendirmeliyiz?

Okul çağındaki çocuklarımız 6-11 yaş aralığındadır ve ödüllerde yaşlarına uygun olmalıdır.  Birlikte yemek yapmak, beraber alışveriş yapmak, odasını kendi beğenileri doğrultusunda döşemesine izin vermek bu yaş grubu çocuklarımıza verilecek ödüllere örnek olabilir.

  •  Çocuk eğitimi ile ilgili verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz…

             Ben teşekkür ederim…

DOMUZ GRİBİ AŞISI OLMALI MIYIZ?

12 Ekim 2009 Yazan Author  
Kategori Genel, Sağlık, Çocuk Sağlığı

42-15620395Son günlerde domuz gribi aşısı ile ilgili tartışmalar alevlendi. Tartışmaların ortasında ise şu soru yatıyor: “Domuz gribi aşısını olmalı mıyız, olmamalı mıyız?”

Domuz gribi virüsünün, sanıldığı kadar ölümcül etkileri görülmediği; yani eğer mutasyona uğramazsa klasik grip hastalığından farklı etkileri olmadığı biliniyor. Şu anda, dünyada Amerika, Avusturalya gibi ülkelerde ve yakında Türkiye’de de uygulanacağı Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan domuz gribi aşısı hakkında bilim dünyası da bir takım sorular soruyor.

Bunlardan ilki; bir aşının geniş insan kitlelerine uygulanabilmesi için en az 2 yıllık bir süreye ihtiyaç varken,  domuz gribi aşısının 6 ay gibi kısa sürede lisans alması. Gerçi olağanüstü durumlarda, bu 2 yıllık süre daha da kısaltılabilinir.

İkinci ve en önemli sorun ise bundan 33 yıl önce 1976’da ABD’de California eyaletinde yine böyle bir domuz gribi salgınından sonra insanlar bu aşı ile aşılanmış, ancak bir ay sonra ortaya çıkan bazı yan etkiler nedeni ile yapılmasından vazgeçilmiştir.

Zaten Sağlık Bakanlığımız da önce kontrol amaçlı gönüllü kimselerde aşılamayı uygulayacak, daha sonra belki kitle aşılamalarına geçilecektir diye tahmin ediyorum.

Doç.Dr. Abdulkadir Bozaykut

ANNE SÜTÜ HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

06 Ekim 2009 Yazan Author  
Kategori Genel, Sağlık, Çocuk Sağlığı

anne-sutuUzun süren bir gebelik döneminden sonra büyük bir özlem duyarak bebeğini dünyaya getiren bir annenin bebeğine verebileceği en değerli armağan şüphesiz ki anne sütüdür. Zira anne sütü içerdiği muhtelif elementler, bağışıklık maddeleri ve bebeğin bünyesine uygunluğu nedeni ile bir damlası dahi israf edilmeyecek kıymette değerli bir besin maddesidir. Anne sütünün en önemli üstünlüğü adeta yaşayan canlı bir sıvı özelliği göstermesidir. Zira, içindeki hücresel, besinsel, protein ve şeker türleri ve miktarı bebeğin erken veya zamanında doğup, doğmamasına göre değişiklikler gösterir. Şöyle ki; prematüre bebek diye adlandırdığımız zamanından önce doğan bebeklerin annelerinin sütleri ile zamanında doğan bebeklerin annelerinin sütleri arasında bir takım farklar vardır. Örneğin, zamanından önce doğan bebeklerin kalori ve protein ihtiyaçları zamanında doğan bebeklere göre daha fazladır. Erken doğum yapan annelerin sütlerinde adı geçen maddelerin miktarı zamanında doğum yapan annelerin sütlerine göre daha fazla iken laktoz gibi karbonhidratların zamanından önce doğan bebeklerde emilimi ve sindirimi zor olduğundan yine bu tip annelerin sütündeki laktoz şekeri oranı zamanında doğum yapan annelerin sütlerine göre daha azdır. 

 

Bilindiği üzere, annelerden gelen ilk 5 günlük süte halk arasında “ağız” denir.  Bizim kolostrum dediğimiz halkın ise ağız dediği bu ilk 5 günlük süt nitelikleri itibarı ile yeni doğan bir bebeğe ilk olarak verildiğinde bebeğin tüm sindirim sistemi duvarlarını koruyucu bir tabaka gibi kaplayarak bebeği ömür boyu enfeksiyonlara karşı daha dirençli bir duruma getirir. Bu nedenle, yeni doğan bir bebeğe su, şekerli su veya hazır mama gibi herhangi bir besin öğesi ilk olarak verildiğinde yukarda bahsedilen bu koruyucu tabaka bu besin öğeleri ile temin edilemez. Bunun için, yeni doğan bebeğe ilk verilecek gıda mutlaka annenin sütü verilmelidir.

42-15987977

 

Bu özelliklerinden ötürü geçmiş yıllarda bir yaş civarında kesilmesi tavsiye edilen anne sütü son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların neticelerine göre 2 yaşa kadar anne sütünün verilebileceğini göstermiştir. Sonuç olarak, anne sütü bir damlası dahi israf edilmeyecek kıymette, eşi bulunmaz mükemmel bir gıdadır diyebiliriz.

 

 

Bebeklerin Gaz Sancılarına Karşı Çörekotu Çayı

15 Eylül 2009 Yazan didem  
Kategori Genel, Çocuk Sağlığı

ağlayan bebekDr. Varro Tyler, Çöreotu tohumundan hazırlana bir ilacın, bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve gaz sancısı çeken bebeklerde etkili olduğunu belirledi. Bu yöntemin Avrupa ülkelerindeki annelerin çocuklarına uyguladığını açıkladı.

Bebeklerin gaz sancısı, anne ve baba için de ızdırap kaynağıdır. Bütün gece ağlayan bir bebeğin babasını, ertesi gün iş yerinde düşünebiliyor musunuz?

Sancı kesici bazı ilaçlar mevcutsa da, hemen her ilacın az ya da çok yan etkisinin olabileceği düşünülerek bebeklere fazla ilaç verilmesi pek istenmez.

Doğal ilaçlar ve özellikle bitkiler üzerinde araştırmalar yapan Purdue Üniversitesindesi Eczacılık Fakültesi eski rektörlerinden Prof. Varro Tyler, Avrupalı ülkelerin ailelerin çocuklarında kullandıkları yöntemin, gerçekten etkili olduğunu kanıtladı. Çörekotu tohumunda bulunan yağın bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve böylece gaz sancısına karşı etkili bir rol oynayan bu bitkisel çayın hazırlanma şeklini şöyle açıklamaktadır:”Bir ya da iki kaşık çörekotu tohumunu bir kaba koyun. Üzerine bir miktar kaynar su dökerek, birkaç dakika bekleyin. Daha sonra süzdüğünüz sıvıyı, suyla seyrelterek, gaz sancısını çeken bebeğinize içirin.”

Bu tarifin, sancılı bebek, anne ve babalarının uykusuz gecelerine son vermesini dilerim….

Sonraki yazılar »